Tattoos türkçesi Tattoos nedir
Tattoos ile ilgili cümleler
English: He has a lot of tattoos on his body.
Turkish: Onun vücudunda bir sürü dövme var.
English: Do you like Tom's tattoos?
Turkish: Tom'un dövmelerini seviyor musun?
English: Ali has tribal tattoos on his thighs.
Turkish: Ali uyluklarında kabile dövmelerine sahip.
English: Tom has tattoos on his arms.
Turkish: Tom'un kollarında dövmeleri var.
English: Do you have any tattoos?
Turkish: Hiç dövmen var mı?
Tattoos ingilizcede ne demek, Tattoos nerede nasıl kullanılır?
Beat a tattoo : Parmaklarıyla masayı tıkırdatmak.
Ear tattoo : Genellikle etçi ve sütçü sığırların ve domuzların beslenmesi, tanınması için kulağa yapılan dövme. Kulak tetavür numarası.
Tattoo : Trampet sesi. Işık söndür borusu veya trampeti. Dövme. Trampet. Dövme yapmak. Birinin vücuduna dövme yapmak. Askeri geçit. Trampet çalma. Bando gösterisi. Koğuş borusu.
Tattooed : Dövmeli. Dövme yaptırmış.
Tattooer : Dövme yapan kişi. Dövmeci.
Tattooists : Dövme yapan kişi. Dövmeci.
Tattooist : Dövme yapan kişi. Dövmeci.
Tatterdemalion : Yıkık dökük. Pejmurde kıyafetli.
Tatted : Örgü. Dövme. Örmek.
Tattered : Üstü başı dökülen. Parçalanmış. Yırtık pırtık. Lime lime. Paramparça. Üstü başı yırtık pırtık. Eski püskü. Pırtık. Bakımsız. Hırpani.
İngilizce Tattoos Türkçe anlamı, Tattoos eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Tattoos ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Tambour : Silindir şeklindeki parça. Gergef işlemek. Ufak davul. Kasnak. Kasnağa gerip işlemek. Tambur. Davul. Gergef.
Prickle : Ufak diken. Batmak (ufak diken vb). Hafifçe batırmak. Diken. Batırmak. Karıncalanma. İğnelenme. Karıncalanmak. Dalamak (kumaş veya giysi). İğnelenmek.
Flogging : Kamçılama. Kırbaçlama. Kamçı ile cezalandırma. Dayak. Kırbaçlama cezası. Kırbaç cezası. Sopa.
Battery : Vuruş. Dizil ya da koşut bağlanan birden çok üreteç ya da aracın oluşturduğu küme. Elektrik akımı verilerek doldurulan, istenildiğinde ters yönde akım vererek, kimyasal erke biçiminde saklı bu erkeyi sınırlı bir süre için geri veren aygıt. Akımsakların dizisel ya da koşut olarak bağlanmasıyla oluşan takım. Dizi. Göze takımı. Pil. Takım. Akımsaklar dizisi. Akü.
Flatting : Metal levhaları rulo haline getirme. Yarım ses kalından okumak veya çalmak. Yassılaştırma. Yassıltma. Yassılaşma. Düzleştirme.
Decoration : Tezyinat. Süs. Dekorasyon. Dekor. Bezeme. Donatma. Nişan. Süsleme. İç mimari. Madalya.
Beatings : Bozgun. Pataklama (argo terim). Kötek. Dayak. Yenilgi. Vuruş. Dayak atma. Sopa.
Tambours : Kasnağa gerip işlemek. Gergef. Ufak davul. Kasnak. Tambur. Silindir şeklindeki parça. Gergef işlemek. Davul.
Beating : Kötek. Sopa. Dövüş. Pataklama (argo terim). Alt etme. Yenilgi. Vuruş. Dayak atma. Bozgun.
Tattoos synonyms : tambourin, beaten, drubbing, flagellata, snare drum, tattoo, buffetings, dressing down, prick, buffeting, drum roll, floggings, stain, side drum, battering, banging, bastings, forged.

Bu kısımda Tattoos kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Tattoos ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Tattoos anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Tattoos ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.