Tensions türkçesi Tensions nedir

Tensions ile ilgili cümleler

English: With Windows, you have to have extensions or it won't read your files.
Turkish: Windows ile eklentilere sahip olmak zorundasın,yoksa o dosyalarını okumaz.

English: Racial tensions remained high.
Turkish: Irkçı gerilimler yüksek kaldı.

English: Tensions were increasing.
Turkish: Gerginlikler artıyordu.

English: In 1959, Cold War tensions eased a little.
Turkish: 1959'da, Soğuk Savaş gerginliği biraz azaldı.

Tensions ingilizcede ne demek, Tensions nerede nasıl kullanılır?

Distensions : Şişkinlik. Şişme. Genişleme. Gerilme. Distansiyon.

Extensions : Takma saç. Saç örme. Uzantı. Saç uzatma. Saç örgüsü.

Java management extensions : Jmx. Java yönetimi uzantıları. J2ee geliştirmesi ve uygulama ortamında uygulama ve ağ yönetimi için belirtimler seti.

Make no pretensions to : İddiasında olmamak.

Multimedia shell extensions : Çoklu ortam kabuk uzantıları.

Multipurpose internet mail extensions : Çok amaçlı internet posta uzantıları.

Pretensions : Sav. İddia. Gösteriş. Yüksekten atma.

Tension adjuster arm : Kayış gergi kolu. Üfleçle üreteçleri döndüren kayışı gerdirmek için üreteç kasnağının devinimine olanak veren yarıklı kol.

 

Tension fracture : Çekip koparma kırığı. Tensiyon kırığı.

Shell extensions for sharing : Paylaşım için kabuk uzantıları.

İngilizce Tensions Türkçe anlamı, Tensions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tensions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tautening : Kasma. Gerilmek. Kasmak. Germek. Gerginleştirme. Çekme.

Commotion : Karmaşa. Karışıklık. Patırtı. Hareket. Telaş. Kargaşa. Koşuşturma. Zürzavar. Ayaklanma.

Ardour : Azim. İstek. Heves. Ateşlilik. Çaba. Gayret. Şevk. Ateş. Hararet.

Tenseness : Uyanık olma.

Elongation : Sürdürme. Uzanma. Uzama. Uzanım. Elongasyon. Devam. Genişleme. Isıtma ya da çekme ile bir cismin boyca büyümesi. 50 s ribozamal alt birimindeki p noktasına tutunmuş olan peptit zincirinin uzaması, elongasyon. Gezegen-yer-güneş üçlüsünün oluşturduğu açı; yer'den gezegene ve güneş'e bakan iki doğrultu arasındaki açı.

Distempered : Rahatsız etmek. Tutkallı boya ile boyamak. Badanalamak. Badana boyası ile boyamak. Memnuniyetsiz. Hastalıklı (distempered body {hastalıklı vücut}, distempered limb {bozulmuş uzuv}, a distempered head or brain {hastalıklı kafa veya beyin} gibi). Rahatsız. Bulaşıcı bir köpek hastalığı. Vücutta enfekte olmuş veya akılda karışık.

Arousal : Uyarılma. Uyandırma. Uyarma. Canlandırma.

Elongations : Uzanım. Uzama. Sürdürme. Elongasyon. Uzatma. Uzanma. Genişleme. Boyuna.

Agitation : Sıkıntı. Acı. Sallama. Kışkırtma. Çalkalama. Çalkama. Karıştırma. Çalkantı. Daha düzgün bir açındırma sağlamak, yönsel açındırma etkisini önlemek amacıyla, açındırılmakta olan filmin yüzüne yakın yerdeki açındırmacın sallanması.

 

Potential : Durum ya da konuma bağlı eylem yeteneği. toprak ya da bir yüksekten sonsuz uzaklık gibi ölçünlere göre belirlenen ve elektrik ya da mıknatıssal olan yeğinliğinin bir uzaklık boyunca eski tümleviyle verilen bağıl nicelik. Gizli. Güç. Uzaklığa göre türevi, ters yönde kuvveti veren işler. Kütle çekimi gibi bir kuvvet alanı içinde bulunan birlim kütleyi sonsuzdan, belirli bir noktaya getirebilmek için gerekli işle ölçülen erke değeri. Olası. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Gizli güç. Erkil. İhtimal.

Tensions synonyms : nervous strain, stretches, skittishness, mental strain, distention, escalation, stretching, voltage, agitations, being tensed, strain, hair raiser, distemper, buck fever, distension, tensioning, animation, distentions, stress test, jitters, potentials, yips, ardor, voltages, escalations, turgor, tonus, frayed temper, tension, distempers, potential difference, regression, jumps.

Tensions zıt anlamlı kelimeler, Tensions kelime anlamı

Atonicity : Baskısızlık (sesbilimi). Atonisite. Gevşeklik. Kas gergi yitimi. Vurgusuzluk. Yumuşaklık. Atoni. Kas zayıflığı. Vurgu eksikliği.

Imbalance : Oransızlık. Dengesizlik. Muvazenesizlik. Denksizlik.