The accused türkçesi The accused nedir
- Issız bir bölgedeki bir barda bir kadının uğradığı tecavüz hakkında gerçek bir hikayeye dayanan başrolünde jodie foster'ın oynadığı 1988 abd yapımı film.
- Sanık.
The accused ile ilgili cümleler
English: The lawyer asked the judge to make allowance for the age of the accused.
Turkish: Avukat yargıca suçlananların yaşlarını göz önünde tutmasını rica etti.
English: "The accused" is a legal term.
Turkish: "Sanık" hukuki bir terimdir.
English: The accused thief is on trial now.
Turkish: Sanık hırsız şimdi mahkeme huzurunda.
English: Why did the accused confess?
Turkish: Sanık niçin itiraf etti?
English: The accused is innocent until proven guilty.
Turkish: Suçu kanıtlanana kadar suçlanan masumdur.
The accused ingilizcede ne demek, The accused nerede nasıl kullanılır?
The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.
Accused : Suçlu. Sanık. Maznun. Müttehem. Suçlanan. Zanlı. İtham edilen.
The 1967 borders : 1967 sınırları. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). Yeşil hat.
The 2004 tsunami : Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. 2004 tsumanisi. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami.
The a team : A takımı. Televizyonda macera dizisi ismi.
The above : Yukarıda yazılanlar (bir sayfada). Yukarıda anılan. Yukarıdaki. Yukarıki.
The ablative : Çıkma durumu. Ablatif. İsmin -den hali.
İngilizce The accused Türkçe anlamı, The accused eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak The accused ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Suspect : Şüphe duymak. Su götürür. Tahmin etmek (bir şeyin olacağını). Sanmak. Güvenmemek. Şüpheli. Kuşku duymak. Farzetmek. Zanlı.
Perpetrator : Adı karışan. Suç işleyen kimse. İrtikap eden. Suç işleyen. Mücrim. Suçlu. Mürtekip. Fail.
Defendant : Davalı. Maznun. Müddeialeyh. Zanlı. Müdafi.
Culprits : Hükümlü. Fail. Maznun. Mücrim. Suçlu. Zanlı.
Suspected : Hakkında kötü düşünmek. Şüphe etmek. Zan altında bulunan. Güvenmemek. Şüphelenilen. Kuşkulanmak. Şüpheli. Maznun. Şüphelenmek.
Defense : Savunma silahları. Savunma katı. Koruma. Bkz.defence. Korunma. Görevi karşı takımın akıncılarına karşı kaleyi korumak olan oyuncuların kurdukları kat. Himaye. Defans oyuncusu. Vikaye. Savunu.
Culprit : Maznun. Mücrim. Zanlı. Hükümlü. Fail. Suçlu.
Defence : Savu. Yanıt dilekçesi. Himaye. Korunma. Saldırıya karşı koyma hareketi. Defans oyuncusu. Doğrulama. Davalı. Müdafaa. Hukuk, voleybol alanlarında kullanılır.
Dft : Suç isnat edilmiş kişi. Kendisine dava açılmış kimse. Davalı. Müdafi. Defendant (davalı). Zanlı (hukuk terimi).
Suspects : Şüpheli. Zanlı.
The accused synonyms : accused, respondents, respondent, indictees, defendants, indictee.

Bu kısımda The accused kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede The accused ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce The accused anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz The accused ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.