The dead türkçesi The dead nedir

  • Ölü.
  • Mevta.
  • Ölüler.
  • Ölmüşler.

The dead ile ilgili cümleler

English: He opened a newspaper and covered the dead child.
Turkish: Gazeteyi açtı ve ölü çocuğu örttü.

English: Only the dead have seen the end of war.
Turkish: Savaşın sonunu yalnızca ölüler görür.

English: Death is one of two things. Either it is annihilation, and the dead have no consciousness of anything; or, as we are told, it is really a change: a migration of the soul from this place to another.
Turkish: Ölüm iki şeyden biridir.O ya ölümlülüktür, ve ölüler herhangi bir şeyin bilincinde değildir; ya da bize söylenildiği gibi, gerçekten bir değişikliktir: ruhun bu yerden ötekine göç etmesidir.

English: Let the dead bury their dead.
Turkish: Geçmişe sünger çek.

English: He cut away the dead branches from the tree.
Turkish: Ağacın ölü dallarını budadı.

The dead ingilizcede ne demek, The dead nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Dead : Uyuşuk. Işığı hızla söndürme eylemi. Çıkmaz. Işığı hızla azaltarak söndürme. Unutulmuş. Işığı öldürme. Çok. Işığı öldürmek. Sönük.

 

The dead of night : Gece yarısından sonra. Gecenin körü.

The dead of winter : Kara kış. Kışın ortası. Karakış. Kış ortası.

Abode of the dead : Ölenlerin "canlı" olarak yaşadıkları tasarımlanan dünya. a. bk. öte dünya. Ölüler dünyası.

Break the deadlock : Çıkmazdan kurtarmak.

Arise from the dead : Ölümden dönmek.

İngilizce The dead Türkçe anlamı, The dead eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The dead ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deader : Keskin. Bozuk. Unutulmuş. Daha solgun. Tam. Sönmüş. Çıkmaz. Ölmüş. Cansız.

Brown bread : Koyu renkli çavdar ekmeği. Siyah ekmek. Kara ekmek. Esmer ekmek. Tam buğday ekmeği.

Casualty : Felaket. Kazazede. Yaralı. Şehit. Arıza. Zayiat. Acil servis. Kaza. Yaralı veya ölü.

Carcass : Gövde. Enkaz. Bina iskeleti. Birşeyin döküntü parçaları. Hkr. Gövde et. Hayvan ölüsü. Ceset. Carcase. Cife.

Carcasses : Enkaz. Gövde. İskelet. Leş. Ceset. Kadavra. Kalıntı (argo terim).

Dead duck : Faydasız bir şey. Umutsuz vaka. Değersiz. Başı dertte.

Cadavers : Kadavra. Ceset.

The defunct : Münfesih. Artık kullanılmayan. Müteveffa. Feshedilmiş. Mülga. Merhum. Geçersiz. Ölmüş.

The deceased : Rahmetli. Ölmüş kişi. Merhum. Müteveffa. Merhumlar.

Dead : Sönük. Cansız. Işığı öldürme. Uyuşuk. Ölü zaman. Çok. Işığı hızla azaltarak söndürme. Işığı hızla söndürme eylemi.

The dead synonyms : cadaver, the departed, corpses, corpse, carcases, at rest, as dead as a doornail, dead meat, carcase.