The man türkçesi The man nedir

  • Yönetim.
  • Yönetim (amerikan ingilizcesi).

The man ile ilgili cümleler

English: According to the papers, the man has finally confessed.
Turkish: Gazetelere göre adam sonunda itiraf etti.

English: "Third wish?" The man was baffled. "How can it be a third wish if I haven't had a first and second wish?"
Turkish: "Üçüncü dilek mi?" Adam şaşırdı. "Birinci ve ikinci dileği dilememişsem, o nasıl üçüncü dilek olabilir ki?"

English: "You'd better come in," the man said.
Turkish: Adam içeri gelsen iyi olur dedi.

English: A big wave swept the man off the boat.
Turkish: Büyük bir dalga adamı bottan attı.

English: "The key is in the lock," the man added.
Turkish: "Anahtar kilitin içinde", adam ekledi.

The man ingilizcede ne demek, The man nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık.

Man : Adam vermek. Erkek. Adamla donatmak. Adam. Adam atamak. Adam yerleştirmek. Yeterince insan olmak. İnsan. Görev yapmak.

The man at the wheel : Direksiyondaki adam. Lider. Tekerlekteki adam. Aracı kullanan kimse. Sürücü.

The man in the street : Sokaktaki vatandaş. Sokaktaki adam. Sokaktaki sade vatandaş. Sıradan vatandaş. Sıradan kimse. Sokaktaki insan. Sıradan insan. Sıradan bir kimse.

 

The man of the hour : Bu günlerde sahnede olan kimse. Onur konuğu. Bir süredir belirli bir şeyde sivrilen kimse. Beklenen kişi. Saatin adamı. Günün adamı.

The mandatory government : Manda hükümeti. Zorunlu hükümet. Eretz ısrail'de milletler cemiyeti tarafından yetkilendirilen ingiliz yönetimi (1922 - 1948).

The mann auditorium : Mann oditoryumu. Bir kültür merkezi.

İngilizce The man Türkçe anlamı, The man eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The man ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Direction : Yönelti. Oyun düzeni. Talimat. Mal ya da yapılacak diğer işlemler üzerinde bilgiler verme, buyruklarda bulunma. Yönerge. Bir filmin çevrilişinde tutulan yol. bir yönetmenin filmi gerçekleştirirkenki çalışmalarının tümü; bu çalışmaların kendine özgü niteliği. tv. bir televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesinde tutulan yol. bir yönetmenin izlenceyi gerçekleştirirkenki çalışmalarının tümü; bu çalışmaların kendine özgü niteliği. Yönetmenin bir tiyatro yapıtını anlamlı ve uyumlu bir biçimde sahneye koyma işleminin tümü. oyun düzeni, oyunculuk, dekor, giysi, donatım, ışıklama vb. öğelerin oyunun amacını gerçekleştirecek biçimde güzelduyusal bir bütünlüğe ulaşmasını gerektirir. Sahneye koyucunun belli bir oyun için oyuncuları düzene alması ve onları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma. (oyun düzeni, sahneye koyma). Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro alanlarında kullanılır.

 

Command : Tepeden görmek. Komuta. Buyurmak. Komut. Kontrol etmek. Hak etmek. Bilgisayar, jimnastik alanlarında kullanılır. Emir. Kumanda.

Governing : Yönetme. Hükmeden. Yol gösteren. Ana. Baş. Yöneten. İdare edem. Hüküm süren. İdare eden.

Admin : Yönetici. İdare.

Executive : Yürütmeye ilişkin. Yürütücü. İcrai. Yönetsel. İdari. İcra. İdareci. Yönetici. Bir topluluğun yönetim işlerini çeviren ve uygulayan kişi.

Administration : Uygulama. Hükümet (amerikan ingilizcesi). Ettirme. Yöneticilik. İç yönetim. Daire. Müessese. İdarecilik. Yerine getirme.

Gubernation : Yönetme.

Directorships : Amirlik. Müdürlük makamı. İdare. Direktörlük. Müdüriyet. Müdürlük.

Governments : Yönetim biçimi. Siyasal bilgiler. Hükümet. Yönetme (dilbilgisi terimi). Rejim. İdare. Devlet. Siyaset bilimi.

Directorship : İdare. Amirlik. Müdürlük makamı. Müdürlük. Direktörlük. Müdüriyet.

The man synonyms : disposal, government, helm, administrations, directions, administrative city.