The most türkçesi The most nedir

  • En.
  • En fazla.
  • Rakamsal olarak en yüksek.
  • Çoğu.
  • [#pek Pek çok].
  • En çok.
  • En büyük derece veya ebatta.
  • Pek.
  • En fazla miktar.
  • En fazla miktarda.
  • En fazlası.
  • Ekseriyet.

The most ile ilgili cümleler

English: A Chinese company has bought one of the most famous hotels in New York.
Turkish: Bir Çin şirketi New York'taki en ünlü otellerden birini satın aldı.

English: A gas stove provides the most even heat for cooking.
Turkish: Bir gaz sobası yemek için en iyi ısıyı sağlar.

English: A rainbow is one of the most beautiful phenomena of nature.
Turkish: Bir gökkuşağı doğanın en güzel olaylarından biridir.

English: A gluten-free diet is the most effective treatment for coeliac disease.
Turkish: Glutensiz diyet, çölyak hastalığı için en etkili tedavi yöntemidir.

English: According to you, which sport is the most popular one in Japan?
Turkish: Size göre Japonya'da hangi spor en popüler olandır?

The most ingilizcede ne demek, The most nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Most : Adl. En. Pek çok. Pek. En fazlası. Çoğu. Ekseriyet. Çok. S. Son derece.

 

The most direct route : En kısa yoldan lütfen.

The most high : Yüce tanrı. En yüce. Ulu. Cenabı hak.

The most important person : En önemli kişi.

The most reverend : Pek muhterem (başpiskoposun isminden önce kullanılan unvan).

The most important thing : En önemli şey.

İngilizce The most Türkçe anlamı, The most eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The most ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Usually : Çoğunlukla. Genellikle. Çokluk. Genelde. Ekseriya. O'clock. Çoğu zaman. Ekseriyetle.

The best part of : Büyük bölümü.

Maximums : En çok en büyük. Azami. En yüksek. Maksimum. En büyük.

Maximal : Enbüyük. Bir değişkenin alabileceği en yüksek değer, enb. Azami. Büyükçe. Maksimal. En büyük.

At the very outside : Taş çatlasa. Maksimum. Taş çatlasın. Olsa olsa.

In the main : Alelekser. Çoğu kez. Ekseriyetle. Çoğunlukla. Genellikle.

Generalities : Yaygınlık. Genelleme içeren söz. Genelleme. Genellik. Genel konu. Çoğunluk. Belirsizlik. Umumiyet.

Predominantly : Büyük bir çoğunlukla. Ağırlıklı olarak. Ağırlıklı olmak üzere. Genelde. Ezici bir çoğunlukla.

Bulk : Cüsse. Esas kısım. Eşya. Dolgu maddesince zengin yemler. Hantal gövde. En önemli kısım. Büyümek. Boy. Çoğunluk.

Eminently : Son derece. Çok. Müthiş. Fazlasıyla.

The most synonyms : rattling, breadths, maximals, rattlings, very, chiefly, maximum, the many, bulks, a great deal, a whole lot of, a whale of a lot, widths, highest, quite, best, damned, all time, jolly, copious, a good deal, countless, majorities, strongly, pluralities, a spate of, the best part, a raft of, width, at best, bests, mainly, outsides.