The present türkçesi The present nedir
- İçinde bulunduğumuz zaman.
- [#şimdiki [#şimdi Şimdiki] zaman].
- Bugün.
- Şimdiki.
The present ile ilgili cümleler
English: His acceptance of the present was regarded as bribery.
Turkish: Onun hediyeyi kabul etmesi rüşvet olarak kabul edildi
English: Realize deeply that the present moment is all you ever have.
Turkish: Bu anın şimdiye kadar sahip olduğun her şey olduğunu derinden fark et.
English: She showed me the present that she had received from her boyfriend.
Turkish: Sevgilisinden aldığı hediyeyi bana gösterdi.
English: Do not open the present yet.
Turkish: Henüz hediyeyi açmayın.
English: Ali hopes that Mary will like the present he bought for her.
Turkish: Ali Mary'nin onun için aldığı hediyeyi seveceğini umuyor.
The present ingilizcede ne demek, The present nerede nasıl kullanılır?
The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).
Present : Adamla getirtme. Sunmak. Takdim etmek. Temsil etmek. Bugünkü. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Hediye. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Sahnede göstermek. Vermek.
The present crisis : Mevcut dönüm noktası. 1844 yılında amerikan şair james russell lowell tarafından yazılan kölelik karşıtı şiir.
The present situation : Mevcut durum. Gelinen nokta. Şuanki durum. Halihazır durum. Olayların şu an oldukları görüntü.
At the present time : Günümüzde. Zamanımızda. Şimdi. Şu anda. Halihazırda.
Select visual style for the presentation : Sununun görsel biçemini seçin.
For the present : Şimdilik. Şu an için. Hemen şimdi. Şu anda. Bu müddet zarfında.
İngilizce The present Türkçe anlamı, The present eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak The present ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Now : Hemen. Artık. Şu anda. Derhal. Acilen. Şu tapta. Dığından. Halen. Şimdi. Mademki.
Actual : Hakiki. Eylemsel. Eylemli. Gerçekten. Gerçek. Güncel. Asıl. Aktüel. Asli.
Instant : Anlık. Hemen olan. Bu aya ait. Çabuk hazırlanan. Esna. Israr eden. An. Lahza. İvedi.
Nows : Artık. Acilen. Halen. Şu an. Hemen. Derhal. Şu anda. Şimdi.
Present tense : Geniş zaman. Şimdiki zaman kipinin hikaye, rivayet ve şart birleşik türleri için bunlara bk.. || fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda başladığını ve sürmekte olduğunu bildiren kip. bu kip -(ı) yor /-(u)yor, -makta ekleriyle kurulur. || şahıs teklik tak-ı-yor-um, oku-yor-um) (bil-mekte-yim. || şahıs teklik tak-ı-yor-sun, oku-yor-sun) (bil-mekte-sin. || şahıs teklik tak-ı-yor, oku-yor) (bil-mekte-dir. || şahıs çokluk tak-ı-yor-uz, oku-yor-uz) (bil-mekte-y-iz. || şahıs çokluk tak-yor-sunuz, oku-yor-sunuz) (bil-mekte-siniz. || şahıs çokluk tak-ı-yor-lar, oku-yor-lar) (bil-mekte-dirler. || hiç layık olmadığım bir teveccühte bulunuyorsunuz, beyefendi (t. buğra, yağmuru beklerken, s.205). şimdi iki kurban oturmuş ortak dertlerine yanmaktan başka bir şey yapamıyorlar (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 95). hava o kadar sıcak, o kadar sıcak ki, ceketle oturamıyorum (ö. seyfettin, bomba, s.122). yavrum, biliyorsun ya- dedi- şimdi muharebe var. annenle biz artık bütün bütüne ayrılıyoruz (ö. seyfettin, bomba: primo türk çocuğu, s.39). bütün hareketlerinde abesle makul, nizamla kargaşalık aynı kıymetleri alıyor (p. safa, bir tereddüdün romanı, s. 92). sabahleyin, gün doğmadan gözlerini açıyor) (odanın hazin belirsiz aydınlığı içinde gözlerini etrafa çeviriyor (p.safa, şimşek, s. 212). ben bu kez çudaroğlundan hilelenmekteyim (k. tahir devlet ana, s 245). yanılmaktasın çudaroğlu (göst.e., s.252). bir yerde irenmekteyiz ki, tekerlendik mi gidiceğimiz yer cehennemin dibidir (göst.e., s.138). Şimdiki zaman kipi. Geniş zaman kipi.
Current : Geçer. Güncel. Akım. Genel. Şu anki. Yaygın. Suyun akışı. Bilgisayar, fizik, kimya, iktisat alanlarında kullanılır. Akarsu debisi. Bugünkü.
Nonces : Adi. Sapık. Ciğeri beş para etmez. Adi şerefsiz. Aşağılık herif. Pislik. Şerefsiz. Seks suçlusu. Sübyancı.
Todays : Zamane. Bu günlerde. Şimdi. Gün içinde. İçinde bulunduğumuz dönem. Gün.
The present synonyms : present continuous, present continuous tense, instants, immediate, nonce, times, nowadays, present day, present, today.

Bu kısımda The present kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede The present ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce The present anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz The present ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.