Instant türkçesi Instant nedir
Instant ile ilgili cümleler
English: He turned pale the instant he saw her.
Turkish: O, onu görür görmez rengi soldu.
English: I knew her the instant I saw her.
Turkish: Onu gördüğüm an tanıdım.
English: Ali ate a bowl of instant noodles.
Turkish: Ali bir kase çabuk hazırlanan erişte yedi.
English: Ali never for one instant thought of trying to convince Mary to do that.
Turkish: Ali onu yapması için Mary'yi ikna etmeye çalışmayı asla bir an için düşünmedi.
English: I had instant noodles as a midnight snack.
Turkish: Gece yarısı aperatifi için anlık erişte yedim.
Instant ingilizcede ne demek, Instant nerede nasıl kullanılır?
Instant coffee : Neskafe. Hazır kahve. Sıcak suyla yapılan kahve. Amerikan kahvesi. Neskafe (marka). Çözünebilir kahve. Çabuk kahve.
Instant watch : Anlık gözlem. Anlık izleme. Anlık gözcü.
The instant he saw her : Kızı görür görmez. Gözleri kızın üzerine geldiği anda. Erkeğin kızı gördüğü an. Onu gördüğü anda.
Decision instant : Karar anı.
In an instant : Anında. Göz açıp kapayıncaya kadar. Derhal. Bir anda. Hemen.
Instantaneous current : Ani akım. Zamanla değişen akımın anlık değeri. Anlık akım. Anı akım.
Instantaneous frequency : Ani frekans. Anı frekans. Anlık sıklık.
Instantaneous : Hemen. Şipşak. Işıklama süresi saniyenin 1/25'i ya da daha kısa olan, hızlı bir devinimi, oluşumu sırasında saptayan fotoğraf çekme yöntemi. hazırlıksız olarak gerçekleştirilen çevirim. Enstantane. Ansızın. Küçük ya da sonsuz küçük bir sürede olan. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ani. Bir anda olan. Hemen meydana gelen.
Instantaneous blasting cap : Birden patlamalı kapçık. Ani patlamalı kapsül.
Instantaneous particle velocity : Anlık parçacık hızı.
İngilizce Instant Türkçe anlamı, Instant eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Instant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Insistent : Israrcı. Israrlı. Direngen. Dayatmacı. Zorlayıcı. İnatçı. Israr edici. Sürekli.
Twinkling : Parıldama. Göz kırpma. Gariplik. Işık titremesi. Titrek ışık. Parıldayan. Pırıldama. Işiközlerinin enine dalgalar halinde titreyerek yayılması.
Time : Süre. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Ayarlamak. Defa. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Süre tutmak. Zaman. Önel. Temposunu belirlemek.
Minuting : Rapor. Dakikalama. Bir saatin altmışta biri. Zabıt tutmak. Saat tutmak. Tutanak. Tutanak tutmak. Zabıt.
Punctual : Dakik. Saati saatine. Zamanında olan. Zamanında gelen. Dikkatli. Zamanında yapan. Vaktinde gelen. Zamanında.
Blink of an eye : Göz kırpma.
Bit : Matkap. Nebze. Gem. Figüranınkinden biraz daha önemli rol; kısa ama dikkati çeken bir tipin yaratıldığı rol. Kırıntı. Eksik etek. Uç. Miktar. Metal veya kauçuktan yapılmış ve at yarışlarında atların ağırlıklarını dengelemek için kullanılan cisim. Ağırlık.
Red ball : Öncelikli.
Pressings : Basma. Sıkıştırma. Plak. Basınçlama. Zımbalama. Israrlı. Presleme. Sıkma. Baskılayıcı.
Instant synonyms : new york minute, point in time, psychological moment, jiff, exigent, eyewink, split second, burning, tricentennial, tricentenary, pinpoint, crying, momentary, breathings, importunate, second, hastiest, moment of truth, momentarily, eleventh hour, minutest, adhoc, breathing, casualty department, fleetings, urgent, pressing, moment, minutes, hastes, inst, brief moment, instants.
Instant zıt anlamlı kelimeler, Instant kelime anlamı
Slow : Eli ağır. Yavaş. Bati. Kesat. Geç. Yavaşlamak. Zor anlayan. Uzun süren. Ağır. Geç olan.
Past : Bitmiş. Geçmiş. Mazi. Geçmişte kalan. Geçmiş zaman. Bir kimsenin geçmişi. Geçe. Olmuş. Geçen. Uzağında.
Future : Gelecek. İleri. İleriki. Müstakbel. Ati. Yarın. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalıya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zamandır. bk. bildirme kipleri. Gelecek zaman. Gelecek zaman kipi. Vadeli.
Instant ingilizce tanımı, definition of Instant
Instant kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Earnest. A portion of time too short to be estimated. A point in duration. A moment. Also, any particular moment. Urgent. Pressing. Instantly. Importunate.

Bu kısımda Instant kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Instant ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Instant anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Instant ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.