The real türkçesi The real nedir

The real ile ilgili cümleler

English: But that's not the real problem.
Turkish: Fakat o gerçek bir sorun değil.

English: Ali is the real hero.
Turkish: Ali gerçek kahraman.

English: Ali knows more about the world of his favorite video game than about the real world.
Turkish: Ali en sevdiği video oyunu dünyası hakkında gerçek dünya hakkında bildiğinden daha fazla biliyor.

English: Ali is the real problem.
Turkish: Ali gerçek bir sorundur.

English: Artificial leather can't compare with the real thing.
Turkish: Suni deri gerçeğiyle karşılaştırılamaz.

The real ingilizcede ne demek, The real nerede nasıl kullanılır?

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Real : Nesnel olan ve olanağın gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan (nesne, koşul, durum). Asıl. Hakiki. Gerçekten. Maddi. Cidden. Real (finlandiya terimi). Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. Samimi. Sahici.

The real mccoy : Gerçek. Hakikisi. Orijinal. Ta kendisi. Orijinali. Hası. Alası. Aslı.

The real thing : Orijinal. Gerçek şey. Asıl şey. Hakiki nesne. Dürüst şey.

 

Capital of the realm : Kraliyet başkenti. Bir krallığın başkenti.

The 1967 borders : Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). 1967 sınırları. Yeşil hat.

The 2004 tsunami : 2004 tsumanisi. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami.

İngilizce The real Türkçe anlamı, The real eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The real ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Realism : Eğitim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Realizm. Dışımızdaki dünyayı, nesnel bir tutumla yansıtmayı amaçlayan sinema ve televizyon akımı. gerçekçilik bir yandan dış dünyayı bütün çapraşıklığı, derinliği, zenginliğiyle anlayabilecek, kavrayabilecek bilgiyi, bilinci gerektirir; bir yandan dış dünyanın gerçeğini çarpıtmayacak, bozmayacak, değiştirmeyecek bir dürüstlük, soğukkanlılığı zorunlu kılar; ayrıca bu gerçeği izleyiciye en inandırıcı, en benimsetici yolda aktaracak, sunacak büyük bir sanat yeteneği ister. Gerçekçilik. Bilgi konusunun bilme işleminden ayrı bağımsız olarak var olduğunu, nitelik ya da özelliklerinin bilinmekle değişmeyeceğini ileri süren çağdaş bir felsefe öğretisi. rönesanstan sonra okullarda sözlü etkinliklere ağırlık vermeyen bir eğitim akımı. öğrencilere çevreleri üzerine gerçekliği kabul edilmiş bilgiler kazandırılmasını, onlara çevrelerine uymalarında yardımcı olmayı amaç olarak benimseyen ve öğrenmede ders konuları yanında etkinliğin ve kişisel özgürlüğün de önemi üzerinde duran eğitim felsefesi.

 

Merits : Asıl kıymet. Davanın esası. Doğruluk. Değmek. Layık olmak. Gerçek değer. Hak etmek.

Actuality : Hakiki vaziyet. Eylemsellik. Aktüalite. Hakikat. Güncellik. Gerçek durum.

Effective : Fiili. Sonuçlandırıcı. Tesirli. Yürürlükte olan. Geçerli olan. Yürürlükte. Etkin. Etki yaratan. Etkili. Sökmek.

Authenticities : Orijinallik. Doğruluk. Özgünlük. Sahicilik. Güvenilirlik. Doğruluğunu ispat etme. Aslına uygunluk. Otantiklik.

Disillusioned : Gözü açılmış. Bozulmuş. Üzgün. İllüzyon olmayan. İlüzyon olmayan. Kırık. Gerçekçi. Kırgın. Realistik.

Dyed in the wool : Hammadde halinde boyanmış. Hakiki. Rengi çıkmaz. Şaşmaz. Koyu. Tutucu. Önyargılı. Dokunmadan önce boyanmış. Sabit fikirli.

Bona fide : Hilesiz. İyi niyetle. Hakiki. İçten. Gerçekten. İyi niyetli. Bona fide. İyi niyet.

Factuality : Doğru. Gerçeklere dayalı olma durumu. Özgünlük. Doğruluk. Gerçekçilik.

The real synonyms : intrinsicality, realities, genuineness, actualities, earnest, facticity, practicalness, truth, actual, reality, candid, as large as life, dinkum, essentialness, actuals, literality, candids, authentics, realisms, achievable, factualness, authentic, authenticity.