The time being türkçesi The time being nedir
The time being ile ilgili cümleler
English: For the time being, I intend to stay at a hotel.
Turkish: Şimdilik bir otelde kalmaya niyetliyim.
English: For the time being, I must share this room with my friend.
Turkish: Şimdilik, bu odayı arkadaşım ile paylaşmak zorundayım.
English: For the time being we two had better not meet too often.
Turkish: Şimdilik biz ikimiz çok sık buluşmasak iyi olur.
English: For the time being I want to work at that bookstore.
Turkish: Ben şimdilik o kitapçıda çalışmak istiyorum.
English: For the time being, she is clerking in a department store.
Turkish: Şimdilik, büyük bir mağazada memurluk yapıyor.
The time being ingilizcede ne demek, The time being nerede nasıl kullanılır?
The : Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.
Time : Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Ayarlamak. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Temposunu belirlemek. Önel. Tempo tutmak. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Kez. -in zamanını ölçmek. Kere.
Being : İnsan. Varlık. Bilinçten bağımsız olarak var olan nesnel dünya ya da özdek. Oluş. Yaradılış. Mevcudiyet. Yapı. Yaratık. Yaşam.
For the time being : Şu an. Muvakkaten. Şimdilik. Bu arada. Şimdiki şartlara göre.
The time has arrived : Zaman geldi. Şimdi zamanıdır. Saat üzerimizde. Vakit ulaştı.
The times : Kez. Defa. Zaman. Çağ. Zamanlar. Kat. Çarpı. Çağlar. Günler. Londra'da yayınlanan büyük günlük gazete (ingiltere).
All the time : Boyuna. Akşam sabah. Hep. Ha bire. Durmadan. Daima. Dığı sürece. Ara vermeden. Mütemadiyen. Sürekli.
Ask the time : Saat sormak. Saati sormak.
At the time when : Vaktaki.
Ahead of the times : Zamanın ilerisinde.
İngilizce The time being Türkçe anlamı, The time being eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak The time being ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
From now on : Bundan böyle. Bu günden itibaren. Şimdiden sonra. Bundan sonrası için. Bundan sonra. Artık. Bu tarihten itibaren.
Cotemporary : Aktüel. Modern. Çağdaş.
Right now : Hemen şimdi. Hemen. Derhal. Bugünden tezi yok. An itibarıyla.
Hence : Bu zamandan sonra. Bu cihetle. Bundan. İçinde. Sebebiyle. Dolayısı ile. Bunun sonucu olarak. Bu nedenle. Bunun için. Buradan.
For the present : Şimdilik. Bu müddet zarfında. Hemen şimdi.
At the present time : Günümüzde. Halihazırda. Zamanımızda.
Now that : Mademki. Dığından. Hazır. İçin. Madem ki. Madem.
Presently : Derhal. Şimdilik. Az sonra. Hemen. Kısa süre sonra. Birazdan. Yakında.
Erelong : Çabuk. Derhal. Çok geçmeden. Uzun süre önce. Süratle. Hemen.
At the moment : Bu saatte. Şu an. Şimdilik. Bu anda. Bu noktada.
The time being synonyms : now, just, for the nonce, yet, on the double, for the moment, just now, nows, currently, at once, manner of telling, nowadays, at present, hereby, for now, anon, already.

Bu kısımda The time being kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede The time being ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce The time being anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz The time being ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.