Throw back türkçesi Throw back nedir

Throw back ingilizcede ne demek, Throw back nerede nasıl kullanılır?

Throw : Çevirmek (sözü veya bakışı birine). Bir kırıkta, tavan ve taban kanatları arasındaki düşey yer değiştirme (kayma ölçüsü). Örtü. Madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Fırlatma. Yöneltmek. Çömlekçi çarkında çamura şekil verip bir eşya yapmak. Düşürme. Atma. Yer tabakasındaki çatlak.

Back : Futbol, gitar, jimnastik, madencilik alanlarında kullanılır. Geçmişte. Kasalı çalgılarda kasanın arka tarafında kalan ve genellikle birbirine yapıştırılmış iki simetrik parçadan oluşan ağaç tabakası. Alt tahta. Geçmişe. Art. Ters. Arkasını imzalamak. Arka çıkmak. Bir takımda savunma katını oluşturan ve kalecinin önünde yer alan oyunculardan her biri.

Throw a banquet : Ziyafet vermek.

Throw a fight : Maçı satmak. Maçı bilerek kaybetmek.

Throw a firebomb : Molotof kokteyli fırlatmak. Bir patlayıcı madde fırlatmak. Yangın bombası fırlatmak.

Throw a fit : Nöbeti tutmak. Tepesi atmak. Çılgına dönmek. Canı sıkılmak. Çok öfkelenmek. Sinirlenmek. Aşırı sinirlenmek. Kriz geçirmek. Çileden çıkmak. Öfkelenmek.

İngilizce Throw back Türkçe anlamı, Throw back eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Throw back ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attracts : Cezbetmek.

Approximate : -e yakın olmak. Yaklaşık. Andırmak. Yaklaşık olmak. Yaklaştırmak. Yaklaşık olarak değerlendirmek. Yakınlaşmak. Tahmin etmek.

Approximating : Benzetme. Andırmak. Benzeyen. Andırma. Benzeme. Yaklaşmak. Andıran.

Hamstrings : Dizardı kirişini koparmak veya kesmek. Topuk kirişini keserek sakatlamak. Topal etmek. Kösteklemek. Dirsek kirişi. Sakatlamak. Baltalamak. Dizardı kirişi. Diz arkasındaki kiriş.

Echo : Bir dalganın bir engele vurarak aynı ortama geri dönmesi. Bilgisayar, fizik, gitar, uzay, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yankılanmak. Yansımak (ses). Ses dalgalarının, çeperleri pek soğurucu olmayan bir yerde çarpıp geri dönmesi; bu dönme sonunda sesin geride bıraktığı iz. Aksetmek. Tekrarlanmak. Hatırlatmak. Taklit etmek. Eko.

Approach : Koyulmak. Yaklaşım sergilemek. Yaklaşmak. Yanaşmak. Atma ya da atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla, yarışçının gelişme alanında hız kazanmak için yaptığı koşu. Andırmak. Görüşmek. Ele almak. Toplumbilim yönteminde toplumsal yapının biçimlenişi ve öğeler arasındaki ilişkilere bakış biçimleriyle birbirinden ayrılan ana doğrultulardan her biri.

Disturbs : Düşündürmek. Taciz etmek. Huzursuz etmek. Rahat vermemek. Endişelendirmek. Rahatsız etmek. Karıştırmak. Bozmak. Altüst etmek.

Reflects : Düşünüp taşınmak. Düşünmek. İfade etmek. Yansıtmak.

Assimilates : Özümlemek. Sindirmek. Benzetmek. Asimile etmek. Benimsemek. Hazmetmek. Özümsemek. Özümsenmek. Uydurmak.

 

Disturb : Üzmek. Taciz etmek. Endişelendirmek. Altüst etmek. Bozmak. İhlal etmek. Rahat vermemek. Karıştırmak. Düşündürmek. Rahatsız etmek.

Throw back synonyms : hampering, dillydallies, abide, buy time, approaches, detain, approximated, hamstringing, reflecting, assimilate, dillydallied, reverberates, convey, appeared, accite, allure, hamper, abstract, allured, absorbs, appear, hamstring, abidden, reechoed, approximates, disrupts, disrupt, hampered, dillydallying, abides, dillydally, conveys, bear resemblance to.