Throw on the scrap heap türkçesi Throw on the scrap heap nedir

  • Adam yerine koymamak.
  • Kaale almamak.
  • Elden çıkarmak.
  • Başından savmak.
  • Çürüğe çıkarmak.

Throw on the scrap heap ingilizcede ne demek, Throw on the scrap heap nerede nasıl kullanılır?

Throw : Şal. Çevirmek (sözü veya bakışı birine). Atış. Bir kırıkta, tavan ve taban kanatları arasındaki düşey yer değiştirme (kayma ölçüsü). Çömlekçi çarkında çamura şekil verip bir eşya yapmak. Yer tabakasındaki çatlak. Madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Fırlatmak. Yere atmak (güreşçi veya at). Kaçırmak.

On : Olmakta olan. Civarında. Üstünde. Yönünde. Makbul. İle. E doğru. Giyilmiş. Devrede. De.

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Scrap : Rafa kaldırmak. Dalaşmak. Şamata. Artık. Bozuntu. Hurda. Döküntü. Iskartaya çıkarmak. Atmak. Dövüş.

Heap : Küme. Ağzına kabar doldurmak. Çok miktar. Yığmak. Bir sürü. Öbek. Yüklemek. Ağzına kadar doldurmak. Tepeleme doldurmak. Kümelemek.

Throw oneself at somebody : Sevgisini kazanmaya çalışmak. Üzerine atılmak. Kollarına atılmak.

Throw on : Üzerine giyivermek. Üzerine geçirmek. Giysiyi giyivermek. Giyivermek. Atılmak.

 

Throw oneself : Kendini bir yere atmak.

Throw on the market : Genel satağa sürme. Bir malı elden çıkarmak için genel satağa sürme. Piyasaya sürmek.

Throw one off the scent : Aldatmak. Kötü yola düşürmek. Yanlış yönlendirmek.

İngilizce Throw on the scrap heap Türkçe anlamı, Throw on the scrap heap eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Throw on the scrap heap ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contemn : Küçümsemek. Adamdan saymamak. Küçük görmek. Hor görmek.

Take no notice of : Umursamamak. Dikkate almamak.

Cast away : Issız adada bırakmak. Tahrip etmek. Boşa harcamak. Çarçur etmek. Çöpe atmak. Başından atmak. Çevresinden uzaklaştırmak. Fırlatmak. Atmak.

Push off : Defolmak. (kayık) avara etmek. Avara etmek. Ötelemek. Çekip gitmek. Siktir olup gitmek. Satmak. Basıp gitmek.

Evaded : Kaçınmak. Yan çizmek. Savuşturmak. Kaçamak cevap vermek. Sakınmak. Kaytarmak. Kaçınılan. Kurtulmak. Kaçamak yapmak.

Attorning : Devretmek. Yeni sahiplerin sahiplik haklarını tanımak. Yeni sahiplerin haklarını kabul etmek. Aktarmak. Haklarını devretme. Transfer etmek.

Drop like a hot potato : Paçayı kurtarmak. Başından atmak. İlişki kesmek. Çabucak kurtulma. Bağları koparmak. Çabucak kurtulmak. Hemen başından defetmek. Bir arkadaşlığı birdenbire kesmek.

Invaliding : Hasta. Yararsız. Geçersiz. Boş. Harp malulü. Hükümsüz. Yatalak. Hastalıklı.

Slighted : Küçümsemek. Hakaret etmek. Hafif. Az. İhmal etmek. Önemsememek. Saygısızlık etmek. Geçiştirmek. Hafife almak.

Get rid of : Bir şeyden kurtulmak. Öldürmek. Kovmak. Yakayı sıyırmak. Temizlemek. Sepetlemek. -den kurtulmak. Savmak. Savuşturmak.

 

Throw on the scrap heap synonyms : invalids, excuss, exempt, slighter, doffed, slight, snubs, snub, remaindering, fobs, part, snubbing, cast aside, getting rid of, attorn, despise, doffs, remaindered, scrapped, parted, treat somebody like dirt, divest, invalided, fobbed, evades, part with, give the go by, treat someone like dirt, exempts, evade, exempting, fobbing, slights.