Torrents türkçesi Torrents nedir

Torrents ile ilgili cümleler

English: Christopher Columbus enjoyed the torrents of Pirate Bay and would often go surfing there.
Turkish: Christopher Columbus Pirate Bay'ın sularından zevk aldı ve oraya sık sık sörf yapmaya giderdi.

English: It started to rain in torrents.
Turkish: Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı.

Torrents ingilizcede ne demek, Torrents nerede nasıl kullanılır?

Torrents of rain : Bardaktan boşanırcasına yağma.

Rain in torrents : Bardaktan boşanırcasına yağmak.

Torrent of rain : Bardaktan boşanırcasına yağma.

Torrent : Sağanak. Sağanak yağış. Eğimli yamaçların, özellikle bitki örtüsünden yoksun olanlarda görülen boyları kısa, ancak aşırı eğimleri nedeniyle yeğin yağmurlardan sonra bol su taşıyan, hızlı akışlı düzensiz akarsular. Lav seli. Yoğun su akımı. Şiddetli yağmur. Taşkınca akan su. Birdenbire kabaran ve aynı hızla çekilen akıntı. Birdenbire kabaran ve aynı hızla çekilen nehir.

Torrential : Sel gibi. Sel ile ilgili. Akıcı. Çok şiddetli yağan (yağmur). Şiddetli.

Torrefaction : Kurutma. Kızartma. Isı ile kurutma. Kavurma. Isı vererek kurutma. Kurutup gevrekleştirme.

The torrid zone : Sıcak kuşak.

Torrid : Kavrulmuş. Sıcaktan kavrulmuş. Kontrolsüz duygularla ilgili. İhtiraslı. Aşırı sıcak. Yakıcı. Kavurucu. Ateşli. Çok sıcak. Son derece sıcak ve kurak.

 

Torrential rain : Şiddetli yağmur. Sel gibi bardaktan boşanırcasına yağmur.

Torricellian vacuum : Toriçelli vakumu. Bir barometre sütunu üzerindeki vakum (17'nci yüzyıl italyan fizikçi evangelista torricellian'dan sonra adlandırılan).

İngilizce Torrents Türkçe anlamı, Torrents eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Torrents ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deluges : Büyük sel. Akın. Yağmuruna tutmak. Su baskını. Yağmur. Sel basmak. Şiddetli yağmur. Su basmak. Suya boğmak.

Deluged : Yağmur. Su baskını. Büyük sel. Su basmak. Suya boğmak. Akın. Şiddetli yağmur. Yağmuruna tutmak. Sel basmak.

Drenching : Sıvıya batırmak. Islatmak. İyice ıslatmak. İçirmek. Sırılsıklam etmek. Her tarafını ıslatmak. Islatma. Sırılsıklam etme. Batırmak.

Spate : Büyük miktar. Su taşkını. Kalabalık. Akın.

Hurt : Acımak. Acıtmak. Yaralamak. Kırgın. Rencide etmek. Gücenmiş. Zarar vermek (bir uzva). Kırmak. Ağrımak. İncinmek.

Cataracts : Taşkın. Katarakt. Çavlan. Aksu. Perde. Çağlayan. Cavlan. Şelale. Yüksekliği az olan.

Anguish : Eza. Elem. Şiddetli acı. Yeis. Manevi ıstırap. Acı. Keder. Izdırap. İçdaralması. Şiddetli ıstırap.

Torrent : Eğimli yamaçların, özellikle bitki örtüsünden yoksun olanlarda görülen boyları kısa, ancak aşırı eğimleri nedeniyle yeğin yağmurlardan sonra bol su taşıyan, hızlı akışlı düzensiz akarsular. Birdenbire kabaran ve aynı hızla çekilen akıntı. Şiddetli yağmur. Birdenbire kabaran ve aynı hızla çekilen nehir. Sağanak yağış. Yoğun su akımı.

 

Suffering : Dert. Kıvranma. Cefa. Izdırap. Çilekeş. Eziyet. Elem. Çile. Güçlük. Istırap.

Torrents synonyms : down pour, alluvion, torture, inundations, landflood, downfalls, downfalling, downpours, drench, excruciate, downfall, brashes, cloudbursts, flood, deluging, brash, agony, flowage, brashest, downpour, cataract, spates, flurry, flood of rain, pain, cloudburst, drenches, inundation, rack, deluge.