Su baskını nedir, Su baskını ne demek

  • Sellerin veya eriyen kar sularının katılmasıyla kabaran akarsuların yataklarından taşarak çevreyi basması, taşkın, taşma, seylap

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

su taşkını,(taşma) (coğrafya, jeoloji)

Osmanlıca Su baskını ne demek? Su baskını Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

feyezan, seylâb

Su baskını tanımı, anlamı:

Baskın : Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Kısa süreli, beklenmedik saldırı. Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Ansızın çıkagelme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant.

Baskı : Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Bası sayısı. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon.

Katılma : Katılmak işi. İletişim veya ortak davranışta bulunma yoluyla belirli bir toplumsal duruma girme süreci, iştirak.

 

Kabara : Kumaş kaplı mobilyanın kenarındaki şeridin üzerine çakılan süslü çivi. Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi. Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi.

Akarsu : Tek sıra elmastan gerdanlık. Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su.

Yatak : Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Yağlık. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam.

 

Basma : Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan. Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun.

Taşkın : Taşmış bir durumda olan. Su baskını, seylap, feyezan. Aşırı.

Diğer dillerde Su baskını anlamı nedir?

İngilizce'de Su baskını ne demek? : n. flood, flooding, flash flood, deluge, inundation, submersion

Fransızca'da Su baskını : irruption [la]

Almanca'da Su baskını : n. Hochwasser, Überschwemmung