Travel around türkçesi Travel around nedir

  • Etrafında dolaşmak.

Travel around ile ilgili cümleler

English: I love to travel around the world.
Turkish: Dünyayı dolaşmayı çok seviyorum.

English: I thought you were going to travel around Australia.
Turkish: Avustralya civarında seyahat edeceğinizi düşünüyordum.

English: Ali says he wants to travel around the world.
Turkish: Ali dünyayı gezeceğini söylüyor.

English: Her dream is to travel around the world.
Turkish: Onun hayali Dünyayı gezmektir.

English: As soon as I can afford it, I plan to travel around the world.
Turkish: Gücüm yeter yetmez dünya seyahati yapmayı planlıyorum.

Travel around ingilizcede ne demek, Travel around nerede nasıl kullanılır?

Travel : Kaçmak. Dolaşmak. Gezi. Gitmek. Seyahat. Gezmek. Yolculuk yapmak. İşlemek. Yol almak. Topuklamak.

Around : Civarda. Sularında. Aşağı yukarı. Çevresinde. Etrafında. Meydanda. Yaklaşık. Çevrede. Arkaya. Doğru.

Travel agency : Seyehat ajentası. Seyahat acentası. Seyahat acentesi. Yolculuk için bilet ve paketler satan yer. Seyehat ajansı.

Travel agent : Seyahat acentası.

Travel allowance : Yolluk. Yol harcı. Yol masrafı. Seyahat izni. Yol gideri. Harcırah. Seyahat tazminatı. Yol parası. Sürekli ya da geçici olarak resmen görevlendirilen kişilere yolculuk ve konaklama giderleri için yapılan ödeme.

 

Travel along with : Yolculuk etmek.

İngilizce Travel around Türkçe anlamı, Travel around eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Travel around ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Go round : Atlı karınca. Kurcalamak. Ellerini karşılıklı birbirlerinin enselerinde kenetleyen iki kişinin kolları üzerinden, öteki çiftin aynı durumu alarak, alttakilerin kendi eksenlerinde hızlanıp dönmesiyle ayaklarının yerden kesilmesi ve savrulması biçiminde bir eğlenceli alıştırma. Yeterince olmak.

Stick around : Ayrılmamak. Bir yere ayrılmayın. Bir yerde çakılı kalmak. Bizi izlemeye devam edin. Bir yerden ayrılmamak. Bir yere kaybolma. Yakınında bekle. Takılmak. Beklemek.

Go around : Ele almak. Yayılmak. Gezinme. Yeterince olmak. Herkese yetmek. Dolaşmak. İnsandan insana yayılmak. Çok kişiye bulaşmak (hastalık). Salgın olmak.