Treats türkçesi Treats nedir

Treats ile ilgili cümleler

English: Ali treats his employees generously.
Turkish: Ali işçilerine cömert davranır.

English: Ali treats Mary like a princess.
Turkish: Ali Mary'ye bir prenses gibi davranır.

English: Ali always treats me like a child.
Turkish: Ali her zaman bana bir çocuk gibi davranıyor.

English: Ali doesn't like the way Mary treats him.
Turkish: Ali Mary'nin ona davranma tarzını sevmiyor.

English: Ali always treats Mary like a child.
Turkish: Ali her zaman Mary'ye bir çocuk gibi davranır.

Treats ingilizcede ne demek, Treats nerede nasıl kullanılır?

Entreats : Rica etmek. Yakarmak. Israr etmek. Üstelemek. Yalvarmak. Dilemek. Eteğine sarılmak.

Maltreats : Eziyet etmek. Hırpalamak. Kötü davranmak.

Mistreats : İncitmek. Fena muamele etmek. Kötü davranmak. Hor kullanmak. Kötü kullanmak.

Retreats : Ricat etmek. Geri hamle yapmak. Köşesine çekilmek. Yeniden işlemek. Çekilmek. Kaçmak. Gerilemek. İnzivaya çekilmek. Yeniden bakım yapmak. Geri çekilmek.

Treat as : Saymak. Olarak görmek.

Treat somebody like dirt : Önemsememek. Adam yerine koymamak. Köpek muamelesi yapmak.

Treat oneself : Kendini şımartmak.

Treat rough : Terbiyesizce davranmak. Kötü davranmak. Saygısızca davranmak. Kaba davranmak.

 

Treat consecutive delimiters as one : Ardışık ayraçları tek olarak düşün.

Treat of : - üzerinde konuşmak. - tartışmak. - işlemek. Bahsetmek. Söz etmek.

İngilizce Treats Türkçe anlamı, Treats eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Treats ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Organise : Örgütleşmek. Orkestraya uyarlamak. Birlik oluşturmak. Dikmek. Bir şeyi koordine etmek. Sıraya koymak. Tertiplemek. Düzenini sağlamak. Düzen sağlamak. Birleştirmek.

Yield : Uyum sağlamak. Birim zamanda birim alandan elde edilebilecek ürün miktarı. Kazanç sağlamak. Yol vermek. Açığa vurmak. Verim gücü. Getiri. Eğilmek (tahta vb). Karşı koyamamak. Verimlilik.

Cut : Kendisinde top bulunmayan bir oyuncunun, pas alacak gibi bir aldatma ile karşı çembere doğru hızla koşması. Hadım etmek. Kes. İndirilmiş. Yontmak. Kesik. Kesilmiş. Topsuz giriş. Kırpmak. Kurgulamak.

Sire : Efendim. Peder. Bir hayvanın babası. Majesteleri. Baba. Ata. Efendimiz. Babası olmak. Baba olmak.

Bring forth : Hasıl etmek. Getirmek. Doğurmak. Vermek. Ürün vermek. Meydana getirmek. Sebep olmak. Neden olmak.

Elicit : Aydınlatmak. Sağlamak. Gerçeği ortaya çıkarmak. Neden olmak. Tepkiye neden olmak. Ortaya çıkarmak (gerçeği). Çıkartmak. Meydana çıkarmak. Edinmek (bilgi). Yol açmak.

Call down : Fırça atmak. Yerin dibine sokmak. Azarlamak. Paylamak. Niyaz etmek. Dilemek. Fırça çekmek.

Customized : Siparişe göre yapılmış. Özel olarak değiştirilmiş (ayrıca customised). Kişiselleştirilmiş. Özelleştirilmiş. İsteğe göre uyarlanmış. İsteğe uyarlanmış.

 

Sending out : Sevketme. Düzenleme. Emir verme. Gönderme.

Distill : Özünü almak. Özünü çıkarmak. İmbikten geçmek. Damlamak. Taktir etmek. Süzmek. Damla damla akıtmak. Saflaştırmak. Biçimlenmek. Süzülmek.

Treats synonyms : film make, do well by, run roughshod, puncture, ride roughshod, bemock, indulge, skimp over, create by mental act, create verbally, rough house, construct, mock, ill treat, recreate, offset, kindle, gloss over, educe, commissions, direct, raise, tack together, distil, suds, twine, entertainments, abuse, ecstasy, froth, stir, banquets, play.

Treats zıt anlamlı kelimeler, Treats kelime anlamı

Right : Sağdan. Telafi etmek. Haklı. Yolunda. Hak. Haklı çıkarmak. Sağa. Sağ. Doğru. Cidden.

Disassemble : Parçalara ayırmak. Parçalarına ayırmak. Ayırmak. Sökmek. Kaldırmak. Paraçalara ayırmak. Demonte etmek. Parçaları birbirinden ayırmak.