Tune in türkçesi Tune in nedir

  • Anlamak.
  • Bir şeye konsantre olmak.
  • (radyo) dalgayı ayarlamak.
  • Ayarlamak.
  • Kavramak.
  • İstasyon bulmak (radyo).
  • Açmak.
  • Bir şeye kanalize olmak.
  • Belirli bir istasyonu açmak.

Tune in ile ilgili cümleler

English: He lost a fortune in the stock market.
Turkish: O, borsada bir servet kaybetti.

English: Ali gambled away a fortune in one night.
Turkish: Ali bir gecede bir servet kaybetti.

English: He made a fortune in oil.
Turkish: O, petrolde bir servet yaptı.

English: Ali lost a fortune in the stock market.
Turkish: Ali borsada bir servet kaybetti.

Tune in ingilizcede ne demek, Tune in nerede nasıl kullanılır?

Tune : Uyumlamak. Bir çalgının doğru ses verebilmesi için yapılan ayar, düzen. Melodi. Yoluna koymak. Akortlu olmak. Uyum. Makam. Ezgi. Ayar. Akort etmek.

In : Da. Dahili. Olarak. Tutulan. Mevsimi gelmiş. İç. Çok moda olan. Gelmiş olan. De. İçine.

Tune in on : Açmak.

Tune cycle : Kanal çevrimi.

Tune o matic bridge : Vidalı köprü. Telleri bünyesinde boğumlamayan ve bu yüzden köprü kuyruğu ile veya tel yuvalı gövdelerde kullanılabilen, yüksekliği ayarlanabilir türden sabit köprü. Ayarlı sabit köprü.

Tune out : Duymazdan gelmek.

İngilizce Tune in Türkçe anlamı, Tune in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tune in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Absorb : Çekmek. Soğurma eylemi. Sönümlemek. Tüm dikkatini almak (iş veya sorun). Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). Devralmak. Yutmak. Emmek, içine çekmek, içine almak. Kendine katmak.

Absorbs : Absorbe etmek. Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi). Kendine katmak. Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). Devralmak. Çekmek. Sönümlemek. Yutmak. Almak (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı).

Bares : Açılmak. Çıplak. Soymak. Gözle görülür hale getirmek. Çıkarmak. Açık. Açığa vurmak.

Apprehended : Tutuklanan. Tutuklu. Yakalanmış (suçlu). Tutuklamak. Endişe etmek. Korkuyla beklemek.

Calibrate : Derecelendirmek. Kalibresini bulmak. Çaplamak. Ayarlanmış. Çapını ölçmek. Kalibrasyon yapmak. Düzeltmek. Ayar etmek.

Arranges : Sıralamak. Yoluna koymak. Kararlaştırmak. Halletmek. Sıraya koymak. Aranje etmek. Düzenlemek. Düzeltmek. Planlamak.

Actualise : Gerçeğe dönüştürmek. Hayata geçirmek. Tahakkuk ettirmek. Yaşama geçirmek. Gerçekleştirmek. Hayata sokmak. Sonuçlandırmak. Yerine getirmek (ayrıca actualize). Gerçekleşmesini sağlamak.

Arrange : Hazırlamak. Aranje etmek. Yoluna koymak. Kararlaştırmak. Sıralamak. Planlamak. Düzenlemek (toplantı). Bitirmek. Sıraya koymak. Yapıt yaratmak.

Apprehend : Korkmak. Yakalamak. İdrak etmek. Korkuyla beklemek. Tutuklamak. Tevkif etmek. Endişe etmek.

Adjust : Uyarlamak. Düzeltmek. Ayar çekmek. Alışmak. Alıştırmak. Uymak. Bir ölçü aracını, ırakgörürü istenilen koşulları sağlayacak biçimde kurup çalışır duruma getirmek. Adapte olmak. Standartlaştırma. Parlamak.

 

Tune in synonyms : cave, broaching, bring up the subject, calibrating, chat up, cave in, assays, bites, ascertaining, collimate, broaches, bring up in conversation, assayed, accept, bloom, calibrates, appreciated, apperceive, arrange for, came home, catch, acuminate, bite, appreciate, broached, calibres, bared, adjusts, break open, apprehending, apperceiving, be a good judge of, calibrated.