Uncomfortable türkçesi Uncomfortable nedir

Uncomfortable ile ilgili cümleler

English: Ali always seems uncomfortable around children.
Turkish: Ali her zaman çocukların etrafında rahatsız gibi görünüyor.

English: Ali seems very uncomfortable about something.
Turkish: Ali bir şey hakkında çok rahatsız görünüyor.

English: Ali is definitely uncomfortable now.
Turkish: Ali artık kesinlikle rahatsız.

English: As a result, people have got so used to being paid this way that they're uncomfortable with any other.
Turkish: Sonuçta, insanlar kendilerine bu şekilde ödeme yapılmasına öyle alışmışlar ki başka türlüsünden rahatsız oluyorlar.

English: Ali seems uncomfortable and annoyed.
Turkish: Ali rahatsız ve kızgın görünüyor.

Uncomfortable ingilizcede ne demek, Uncomfortable nerede nasıl kullanılır?

Be uncomfortable with : -den rahatsızlık duymak.

Be uncomfortable : Rahatsız olmak.

Feels uncomfortable : Huzursuz hisseden. Rahatsızlık hisseden. Evindeymiş gibi hissetmeyen. Rahatsız hisseden.

Uncomfortableness : Sıkıntı. Rahatsızlık. Huzursuzluk. Konforlu olmama durumu state.

Uncomfortably : Konforlu olmayan bir şekilde. Konforsuzca. Rahatsız bir şekilde. Rahatsız edici bir şekilde. Endişeli bir şekilde. Sıkıntılı bir şekilde. Huzursuz bir şekilde.

 

Uncomforting : Yüreklendirici olmayan. Cesaret verici olmayan. Rahatlatmayan. Teselli edici olmayan.

Uncomforted : Endişeleri gitmemiş. Rahatlamamış. Teselli olmamış.

İngilizce Uncomfortable Türkçe anlamı, Uncomfortable eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Uncomfortable ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Besetting : Sürekli rahatsız eden. Tehditkar. Sürekli tehdit eden. Yakasını bırakmayan. Yakayı bırakmayan. Kuşatma.

Constrained : Sıkıntılı. Yapmacık. Zorlanmış. Alışılmadık. Doğal olmayan davranış. Zoraki. Zorlamalı.

Grisly : Korkunç. Ürkütücü. Dehşet verici. Tüyler ürpertici.

Tough : Dayanıklı. Suç batağı. Güçlü. Sert. Baş belası. Sert (kösele vb). Çetin. Zor. Abanoz gibi. Sağlam.

Nice : Tatlı. Hoş. Nazik. Yanlış. İnce. Kötü. Dakik. Duyarlı. Latif.

Labored : Zahmetli. Çok çalışan. Çalışan. İşi olan. Tabii olmayan. Doğal olmayan. Çalışkan. Yorucu.

Disturbed : Huzursuz. Kaçık. Aklen dengesiz. Deli. Dengesiz (kimse). Dengesiz (ruhen veya aklen). Çılgın. Rahatsız edilmiş. Rahatsız edilen.

Murky : Şüpheli. Kasvetli. Bulutlu. Karanlık. Bulanık. Loş. Utanç verici. Belirsiz. Anlaşılması güç.

Fiddly : Saçma. Dikkat isteyen. Kızdırıcı. Önemsiz. (ingiliz ingilizcesi) can sıkıcı. Maharet gerektiren. Zor duruma sokan.

Iller : Ahlaksız. Fena. Sağlıksız. Zararlı. Hasta. Kötü.

Uncomfortable synonyms : ill fitting, in a dither, discomfortable, warm, loathsome, nastier, disagreeable, austere, disturbing, distracting, in the rough, miserable, blander, exasperating, diseased, nastiest, irritating, arid, chippy, bland, blandest, wretched, brusker, disruptive, comfortless, disconcerting, dreary, graceless, dull, ill at ease, fraughts, bad, disquieting.

 

Uncomfortable zıt anlamlı kelimeler, Uncomfortable kelime anlamı

Discomfort : Rahatsızlık. Rahatsızlık veren şey. Keyfini kaçırmak. Bozmak. Rahatsız etmek. Üzmek. Rahatını kaçırmak. Sıkıntı vermek. Rahatını bozmak. Dert.

Comfortable : Rahat. Huzurlu. İyi. Sakin. Teselli edici. Rahatlatıcı. Konforlu. Tatminkar.

Easy : Yavaş. Doğal. Sakin. Uysal. Huzurlu. Rahat. Rahatlıkla. Kolay. Bir oyun çalışması olurken yapılan ihtar.

Uncomfortable ingilizce tanımı, definition of Uncomfortable

Uncomfortable kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to be uncomfortable on account of one`s position. Feeling discomfort. Uneasy.