Urgency türkçesi Urgency nedir

Urgency ile ilgili cümleler

English: There's no urgency.
Turkish: Hiçbir aciliyet yok.

English: What's the urgency?
Turkish: Aciliyet nedir?

Urgency ingilizcede ne demek, Urgency nerede nasıl kullanılır?

Acknowledged the urgency : Önemini fark etmiştir. Zorunluluğunu fark etmiştir. Aciliyetini kabul etmiştir.

Counterinsurgency : Kontrgerilla harekatı. Gerilla savaşçıları veya devrimcileri ile savaşmak için kullanılan taktikler.

Insurgency : Direniş. Ayaklanma. Kıyam. İsyan.

Urgencies : Zorunluluk. Acele. İvedilik. Baskı. Öncelik. Aciliyet. Tazyik. Sıkıştırma. Israr. Kaçınılmazlık.

Counterinsurgencies : Kontrgerilla harekatı. Gerilla savaşçıları veya devrimcileri ile savaşmak için kullanılan taktikler.

Urgent call : Çok önemli arama. Çok önemli çağrı. Acil arama. Acil çağrı.

Urgent need : Acil ihtiyaç.

Insurgences : Kıyam. İsyan. Ayaklanma.

Urgent appeal : Önemli başvuru. Acil başvuru. Önemli talep. Acil talep.

National resurgence : Milli isyan. Milli ayaklanma.

İngilizce Urgency Türkçe anlamı, Urgency eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Urgency ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Necessities : İhtiyaç. Zorunluluklar. Levazım. Zorunlu gereksinim maddeleri. Gerek. Gereklilik. Lüzum. Gereken.

Persistency : Kalma süresi. Israrcılık. Laktasyonun maksimum döneminden sonraki süt verimindeki azalma hızını belirlemek için kullanılan, maksimum süt veriminin elde edildiği aydan itibaren belli bir aydaki süt veriminin bir önceki ayın süt verimine oranının yüzdesi şeklindeki oranların ortalaması. İz bırakma. Kalıcılık. Laktasyonun devamlılık indeksi.

Considerations : Düşünce. Dikkate alınacak hususlar. Göz önünde tutma. Karşılık. Düşünme. Bedel. Sebep. Mülahazalar. İtibar.

Compulsions : Zorlama. Mecburiyet. Güç kullanma. Yükümlülük. Zor. Dürtü. İcbar. Cebir.

Firming : Sertleştirme. Yükselmeye başlamak. Canlanmak (piyasa). Pekişmek. Pekiştirmek. Gevrekleştirme. Sıkılaştırma. Sıkılaştırıcı. Sağlamlaşmak.

Seniorities : Kıdem. Kıdemlilik. Bayrılık. Eskilik. Bir işte daha deneyimli ve daha eski olma. Büyüklük. Üstlük. Yaşça büyüklük.

Imper : Emir kipi. Emir. Emir kipindeki fiil (gramer). Gereklilik. Bir emir veya talep durumunda kullanılan biçim (gramer). Buyruk. Komuta. İmperative (gereklilik).

Crimping : Engellemek. Zorla askere almak. Mıhlama. Kıvırcıklaştırma. Durdurmak. Presleme. Tufal kırma. Kilitleme. Askere almak. Kıvırcıklama.

Importance : Tesir. Saygınlık. Büyüklük. Nüfuz. Önem derecesi. Etki. Ehemmiyet. Kibir. İtibar.

Urgency synonyms : urgencies, constriction, exigence, anamorphic process, exigency, sedulousness, anamorphosis, amount, unavoidability, cruciality, imperatives, discomposedly, hastier, consequences, expedition, flagrance, precedences, perseverance, indispensability, primacy, constringency, imperiousness, coaction, bustled, constrainment, editions, initiative, accent, duress, crackdowns, emphasis, flying, compacting.

 

Urgency zıt anlamlı kelimeler, Urgency kelime anlamı

Unimportance : Önemsizlik.

Urgency ingilizce tanımı, definition of Urgency

Urgency kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the urgency of a demand or an occasion. Insistence. Pressure. The quality or condition of being urgent.