Uttering türkçesi Uttering nedir

  • Açığa vurmak.
  • Ses çıkarmak.
  • Basmak.
  • Buyurmak.
  • Söylemek.
  • Basmak (çığlık).
  • Atmak (çığlık).
  • Dile getirmek.
  • Çıkarmak (inilti veya ses).
  • İfade etmek.
  • Telaffuz etmek.
  • Piyasaya sürmek (sahte para vb.).

Uttering ile ilgili cümleler

English: She's muttering something.
Turkish: O, bir şey mırıldanıyor.

English: I am stuttering.
Turkish: Ben kekeliyorum.

English: She is muttering to herself.
Turkish: O kendi kendine mırıldanıyor.

English: Ali is muttering.
Turkish: Ali fısıldıyor.

English: Ali is stuttering.
Turkish: Ali kekeleyerek konuşuyor.

Uttering ingilizcede ne demek, Uttering nerede nasıl kullanılır?

Buttering : Yağlama. Yağlı parlatma. Tereyağı sürmek. Yağlama (kaynak).

Cathode sputtering : Katot tozlanması. Alt-üşekte oluşan üşek özdeği tozunun, üst-üşeği ve boşalım borusunun iç yüzeyini kaplaması. Alt-üşek tozlanımı. Katot tonlanması.

Cathodic sputtering : Katodik fışkırtma.

Cluttering : Hızlı konuşma. Altüst etmek. Darmadağın etmek. Tıka basa doldurmak. Yığmak. Karmakarışık konuşma.

Fluttering : Dalgalanmak. Titremek. Çırpınma. Çırpınmak. Çarpıntılı olmak. Düzensiz hareket etmek. Pırpır etmek. Kanat çırpmak. Flutering.

Guttering : Kinişler. Yağmur oluğu. Eriyip akmak (mum). Dereler. Oluk açmak.

 

Flutteringly : Çırpınarak.

Stuttering : Tutukluk, bir sözcüğü ya da sesi yineleyerek duraklama, kimi sesleri uzatma ya da patlatma nedeniyle konuşmayı olağan ritim ve akıcılığı ile sürdürememe durumu. Kekeleyen. Kekemelik. Keke. Kekeleme. Kekeme. Konuşmanın akıcılığında bozukluk. Tutukluk.

Mutterings : Homurtu. Mırıltı. Homurdanma. Homurdanan. Fısıldama. Mırıldanma. Gözleme. Homur homur.

Sputtering : Büyüme. Boğulmak (motor). Tükürerek konuşmak. Çabuk ve anlaşılmaz konuşmak. Püskürtüm. Püskürtme. Sıçramak. Püskürtümlü metal film. Yağ sıçratmak.

İngilizce Uttering Türkçe anlamı, Uttering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Uttering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Give a voice to : Fikrini belirtmek. Açıkça söylemek.

Eat : Bitirmek. Zıkkımlanmak. Tüketmek. Yemek yemek. Aşındırmak. Yemek. Çok yemek yemek. Kemirmek. İçmek (çorba).

Enunciates : Kesin ifade etmek. Bildirmek. İddia etmek. İlan etmek. Kesinlikle ifade etmek. Düşünce belli etmek. Tellaffuz etmek. İleri sürmek.

Commands : Emir vermek. Yönetmek. Hüküm sürmek. Emretmek. Tepeden görmek. Kontrol etmek. Hükmetmek. Telkin etmek. Komuta etmek.

Come on : İzlemek. Ortaya çıkmak. Görünmek. Gelsene. Baş göstermek. Gafil avlamak. Yaklaşmak. Karanlık basmak. Çıkmak.

Catches : Yakalamak. Tokat atmak. Enselemek. Cezbetmek. Sıkışmak. Tutuşmak. Kilit mandalları. Vurmak. Tutunmak. Geçmek.

Disclosing : Açmak. İfşa etmek. Ortaya çıkarmak. Göstermek.

Mentioning : Zikretme. Bahsetmek. İma etmek. Anmak. Zikir. Söz etmek.

Counterfeited : Kalp para basmak. Para basmak. Yalancı. Sahte. Yapmacık. Taklit etmek. Sahtesini yapmak. Sahte şey. Kalp para.

 

Betrays : Hiyanet etmek. Hainlik etmek. Ele vermek. Yanlış yola sevk etmek. Kötüye kullanmak. İhanet etmek. Hıyanet etmek. Ağzından kaçırmak. Aldatmak.

Uttering synonyms : articulating, let out, amounting, affirm, sound, command, compresses, articulate, give utterance to, opine, drank, convey, affirms, connotes, labialise, connoted, articulates, click, reflect, murmur, blab, utter, utters, letting out, connoting, apprized, connote, speak out, pronounce, beep, apprised, pronouncing, decreeing.

Uttering zıt anlamlı kelimeler, Uttering kelime anlamı

Steady : Teskin etmek. Devamlı. Sebatkar. Sürekli. Düzenli. Düzgün. Sallanmaz. Oynamaz. Değişmez. Kararlı.

Negligent : Savsak. Baştan savmacı. Kayıtsız. İhmalkar. Dikkatsiz. Lakayt. İhmalci. Lakayıt. Umursamaz.