Uyarma nedir, Uyarma ne demek

  • Uyarmak işi, ihtar, tembih
  • Bir duyu organını, bütün bir sinir düzenini, kendi dışındaki bir nesne veya durumun bir tepkide bulunmaya yöneltmesi.

"Uyarma" ile ilgili cümleler

  • "Birinin çıkıp onu uyarmasına, nasıl göründüğünü söylemesine ihtiyacı vardı." - E. Şafak

Biyoloji'deki anlamı:

Bir organ ya da dokuda çalışma meydana getirilmesi. Eksitasyon.

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrenciye davranışının kusurlu olduğunun yazılı olarak bildirilmesi.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Nicemsel dizgeyi, daha yüksek bir erke düzeyine çıkarma.

Kimya'daki anlamı:

Bir atom, bir iyon veya bir molekülün temel halden daha yüksek enerjili bir hale geçmesi için teşvik edilmesi.

Sosyoloji'deki anlamı:

Bir duyu örgenini ya da tüm bir sinir düzenini, kendi dışındaki bir nesne ya da durumun bir tepkide bulunmaya yöneltmesi.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Embriyolojide canlıyı meydana getirmek üzere farklılaşmış embriyonik bir hücre topluluğunun yanında daha az farklılaşan diğer bir hücre topluluğuna etki etmesi, onu geliştirmeye zorlaması.

Zooloji alanındaki anlamı:

(karşılık: eksitasyon), (Lat. excitare = uyarmak): Bir organ ya da dokuda çalışma meydana getirilmesi.

 

Bilimsel terim anlamı:

Duyu örgenlerinden herhangi birisiyle ilgili fiziksel gücün uygulanması.

Küçük yanlışlıkları görülen yarışçılara, bir kez daha yapmamaları için verilen uyarma cezası.

elektrik:

Bir elektromıknatısta akıyı üreten güç.

Bir üreteç ya da motorun mıknatıssal çevriminde, elektrik akımı ile bir mıknatıslı irkitim akısının oluşması.

Karşılaşma sırasında kurala aykırı davranışları önlemek için yumrukoyuncusunun dikkatini çekme.

İngilizce'de Uyarma ne demek? Uyarma ingilizcesi nedir?:

excitation, warning, stimulation, inductio

Osmanlıca Uyarma ne demek? Uyarma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

tembîh, ihtar

Uyarma tanımı, anlamı:

Uyarma komutu : Jimnastikteki komutun alıştırma için uyarıcı nitelikteki ilk ve uzunca bölümü.

Uyarmak : Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlamak. Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak. Bir kimseye bir davranışta bulunmasını veya bulunmamasını söylemek, ikaz etmek. Uyandırmak. Öğütle yola getirmeye çalışmak.

İhtar : Uyarma, dikkat çekme, uyarı. Bir şeyi birine hatırlatma.

Tembih : Bir şeyin belli biçimde ve yolda yapılmasını söyleme, bunu üsteleyerek hatırlatma, uyarı, uyarma. Uyarım.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Düzen : Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Alet edevat takımı. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Yerleştirme, tertip. Dolap, hile. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bez dokuma tezgâhı. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.

 

Nesne : Öznenin dışında kalan her konu, obje. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Tepki : Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel, reaksiyon. Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış. Karşılık verme.

Uyarma çizgisi : Yarışlık "orta çizgi"sinin iki yanında "başlama çizgisi" nin üçer metre gerisinde olan ve "çıkış çizgisi"ne yaklaşan yarışmacıları uyarmaya yarayan çizgi.

Uyarma komutu : Cimnastikteki komutun, alıştırma için uyarıcı nitelikteki ilk ve uzunca evresi.

Uyarma sinyali : Puls polarografide, küçük kısımlar halinde (basamak basamak) artan bir şekilde potansiyel pulslarının uygulanması.

Uyarma spektrumu : Floresans spektroskopide, floresans şiddetinin dalga boyunun fonksiyonu olarak grafiği.

Uyarmaklık : İkaz, irşat, yola getirme.

Uyarma ile ilgili Cümleler

  • Ali ne olabileceği hakkında Mary'yi asla uyarmadı.
  • Seni tekrar uyarmak zorunda kalmak istemiyorum.
  • Bir şey olursa, seni uyarmadığını söyleme.
  • Uyarmadın deme.
  • Uyarmadım deme.
  • Ali bunun olabileceği konusunda beni uyarmadı.
  • Ali ne olabileceği hakkında beni uyarmadı.
  • Bunun olabileceği konusunda seni uyarmaya çalıştım.
  • Bunu tekrar yaparsan cezalandırılacağın konusunda seni uyarmalıyım.
  • Uyarmadığımı söyleme.

Diğer dillerde Uyarma anlamı nedir?

İngilizce'de Uyarma ne demek? : n. warning, caution, excitation, stimulation, premonition, excitement

Fransızca'da Uyarma : admonition [la], avertissement [le], excitation [la], éveil [le], remontrance [la], stimulation [la]

Almanca'da Uyarma : n. Ermahnung, Irritation, Mahnung, Moralpredigt, Reiz, Rüge, Stimulation, Stimulierung, Verwarnung, Warnung

Rusça'da Uyarma : n. предупреждение (N), стимулирование (N)