Verges türkçesi Verges nedir

Verges ingilizcede ne demek, Verges nerede nasıl kullanılır?

Converges : Kavuşmak. Birbirine doğru hareket etmek. Bir noktada birleşmek. Bir noktaya yönelmek. Birbirine yaklaşmak. Birleşmek. Yakınsamak. Yaklaşmak.

Diverges : Ayırmak. Birbirinden ayrılmak. Dallanmak. Farklı olmak. Uyuşmamak. Açılmak. Ayrılmak. Uzaklaşmak. Birbirinden uzaklaşmak. Sapmak.

Verge into : Çalmak (renk).

Verge on : Kaçmak. Çalmak (renk). Doğru gitmek. Çalmak. Sınırında olmak. Yaklaşmak. Meyletmek.

Be on the verge of : Eşiğine gelmek (yıkımın vb). Üzere olmak.

Abramovitz convergence hypothesis : Az gelişmiş ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasında teknoloji, verimlilik ve kişi başına gelir farkları büyüdükçe özellikle sosyal yeteneğe sahip az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelerden transfer edecekleri teknoloji ile gelişmiş ülkeleri yakalama olasılıklarını artıracaklarını ileri süren ve abramovitz tarafından geliştirilen önsav. Abramovitz yakınsama önsavı.

On the verge of : Eli kulağında. Üzere. Eşiğinde.

Verger : Zangoç. Kilise memuru.

Verge : Çalmak (renk). Eşiğinde olmak. Sınır oluşturmak. Yönelmek. Sınır. Sınırında olmak. Eşik. Hudut. Piskopos asası. Meyletmek.

 

On the verge of doing : Yapmak üzere.

İngilizce Verges Türkçe anlamı, Verges eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Verges ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ordering : Buyurma. Sıralama. Düzenleşim. Düzenleyiş. Ismarlama. Hükmetme. Tavlama. Sipariş etme. Sipariş. Düzenleme.

Bears : Dişini sıkmak. Sineye çekmek. Çekmek. Üstlenmek. Katlanmak. Götürmek. Gütmek (kin). Duymak (sevgi). Borsa fiyatlarını düşürmek.

Line : Çizgi çizmek. Oyun alanını bölen, sınırlayan, belirleyen boyadan şerit. Astarlamak. Çizmek. Satır. Sıralamak. Askı halatı. Doldurmak. Özellikle pelajik balıkların avlanmasında kullanılan, yemli 2-7 iğneden oluşan olta takımı. Kırıştırmak.

Obliques : Şevli. Yansı. Mail. Meyilli. Eğilim. Görüntü çerçevesinde köşegenlere aşağı yukarı koşut olan, çerçevelemede nesnelerin, varlıkların yerleştirilmesinde göz önüne alınan varsayımsal doğrular. Eğik çizgiler. Sapmak. Oblik. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Intersection : Yol kavşağı. İki eğrinin kesişme noktası. İki ya da daha çok yolun kesiştiği ve taşıt gidiş gelişinin değişimine olanak verecek biçimde dolaşım gereçleriyle düzenlenmiş kent kesimi. bk. düzeydeş geçit. Kesme. Arakesit. Bileşke. Kavşak. Kesişme. Kesit. Kesişim.

Margin : Kenarlık. Kenar boşluğu. Bir çizelgede toplam değerleri gösteren sıra ya da dikeç. İhtiyat akçesi. Kenar. Tolerans. Fazlalık.

Rash : Atılgan. İhtiyatsız. Aceleci. Kurdeşen. Gözükara. Atak. Silsile. Gözüpek. Döküntü. Kaşıntı.

 

Come near : Yakınlaşmak. Yanaşmak.

Approximated : Yaklaştırmak. Yaklaşık olarak değerlendirmek. Benzemek. -e yakın olmak. Tahmin etmek. Yaklaşık olmak. Yaklaşık. Çok yaklaşmak. Andırmak.

Sills : Kapı eşiği. Katman. Denizlik. Taban. Eşik (kapı için). Denizlik (pencere için). Pervaz. Dayanmalık. Sill.

Verges synonyms : electrochemical series, electromotive series, lanthanide series, stations of the cross, helium group, patterned advance, nexus, approached, be on the threshold, canting, borderlands, light, close in on, approximate, bear, bournes, oblique, actinide series, thresholds, sill, crosiers, obliqued, swell, hierarchy, door stone, approximates, ordination, cordon, keep, bends, incline, come on, demarcations.

Verges zıt anlamlı kelimeler, Verges kelime anlamı

Verges antonyms : disunify.