Visibility türkçesi Visibility nedir

  • Görüş uzaklığı.
  • Görüş sahası.
  • Görünürlük.
  • Yoğun siste görünebilen 15-20 metreden, 50 km'ye değin giden değişik görüş uzaklıkları içki hava duruluğu ölçüsü.
  • Görüş mesafesi.
  • Görünebilirlik.
  • Görme imkanı.
  • Görünebilme.
  • Görüş netliği (derecesi).
  • Fizik alanında kullanılır.
  • Görüş netliği.
  • Görüş.

Visibility ile ilgili cümleler

English: Due to limited visibility navigation may be difficult.
Turkish: Sınırlı görüş nedeniyle yolculuk zor olabilir.

Visibility ingilizcede ne demek, Visibility nerede nasıl kullanılır?

Visibility conditions : Görüş şartları.

Visibility factor : Verilen dalga boydaki görünür ışınım akısının, gelen tüm ışınım akısına oranı. Görünürlük çarpanı.

Flight visibility : Uçuş görüş mesafesi. Uçuşta görüş alanı. Uçuş görüşü. Uçuş rüyeti. Uçuş görüş alanı.

Divisibility : Bölünebilirlik. Bölünebilme.

Divisibility rules : Bölünebilme kuralları.

Invisibilities : Görünmezlik. Görülmezlik.

Indivisibility : Bir üretim faktörünün ya da malın belli bir enaz düzeyin altında kullanılmasını engelleyen özellik. Bölünmezlik. Bölünemezlik.

Divisibilities : Bölünebilirlik. Bölünebilme.

Visibilities : Görüş. Görme imkanı. Görüş netliği (derecesi). Görüş netliği. Görüş uzaklığı. Görüş sahası. Görüş mesafesi. Görünebilme. Görünebilirlik. Görünürlük.

 

Invisibility : Görülmezlik. Dünya halkbiliminde saptanan, insanların şapka, yüzük, çıngırak gibi büyüsel araçlar yardımıyla görünmez duruma gelmeleri, bk. büyü. Görünmezlik.

İngilizce Visibility Türkçe anlamı, Visibility eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Visibility ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Field of vision : Geniş görüş alanı. Dürbünle görülebilen alan. Görme alanı. Görsel alan. Bir kimsenin görebildiği alan. Görüş alanı. Görüş açısı.

Aspect : Yön. Bir yanı. Yönü. Açı oluşturmak. Bir fiildeki oluş ve kılışın zaman bakımından konuşan tarafından öznel biçimde değerlendirilmesi; fiilde, dil psikolojisine ve konuşanın kendi değerlendirmesine bağlı zaman kayması durumu: seninle bu konu üzerinde uzun uzun tartışacağım da bir sonuç mu alacağım? cümlesindeki tartışacağım ve alacağım fiilleri şekil olarak gelecek zaman gösterdikleri halde, kişisel öznel bir değerlendirmenin ifadesi olan görünüş bakımından «seninle bu konuda uzun tartışmayacağım ve sonuç da alamıyacağım» şeklinde olumsuz bir anlamı yansıtmaktadır. aşağıdaki örneklerde de kullanılan fiiller ayraç içine alınan birer zaman kaymasına uğramış bulunmaktadırlar: andre gide böyle bir zamanda peyzajlarımızı fakir ve neşesiz, sanatımızı derme çatma, insanımızı çirkin buldu (çirkin bulmuş anlamında). takma bir “insanüstü” gözüyle etraftaki ızdıraba tiksine tiksine bakarak geçti (geçmiş anlamında) (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 157-158). fatih’in istanbul’da bina ettiği ilk sarayın, kitaplarda okuduğumuz satırlardan başka, bir hatırası kalmamış (kalmadı anlamında) ve enkazı kaldı ise toprak altında kalmıştır (kaldı anlamında) (y. k. beyatlı, aziz istanbul, s. 49). “dün geceki renkli rüyamda geniş bir bahçede dolaşıyordum. arkamda billur gibi bir pınar var. yanımdakilerden biri bana gümüş bir tasla su getiriyor.” parçasındaki dolaşıyorum, getiriyor fiilleri şekilce şimdiki zaman kipi oldukları halde, anlam bakımından geçmiş zamanı, var fiili de yine vardı anlamını vermektedir. hasta doktora gitmiş (gitse), doktor hastaya getirilmiş (getirilse) ne fark ederdi? (osman çeviksoy, tutuklu yürek, s. 27). ekmeklerine o sarı tereyağından sürüp yiyorlar (yediler). henüz gün ağarmamıştır (ağarmamıştı) (sevinç çokum, derin yara, s. 110). vb. Hal. Maruziyet. Çehre. Bakım.

 

Clarity : Belginlik. Açık seçiklik. Belirginlik. Sarahat. Duruluk. Vuzuh. Berraklık. Netlik. Açıklık. Anlaşılırlık.

Abnormal reflection : Olağandışı yansıma. Üşeryuvar (iyonosfer) katmanının dönüşül sıklığının üstündeki telsiz dalgalarının yansıması.

Contention : Kavga. Mücadele. Uyuşamama. İddia. Bakış açısı. İhtilaf. Müsabaka. Tartışma. Çekişme.

Absorptiometer : Soğurumölçer. Belli dalga boylarında ışınını soğurumundan yararlanarak özdek derişimi ölçen aygıt. Absorbsiyometre. Soğurum ölçmek için kullanılan alet. Soğurma cihazı.

Absorption loss : Absorpsiyon kaybı. Soğurum yitimi. Emme yitiği. Soğurma kaybı. Emme yitmesi. Bir ortamdan geçen ya da bir ortamın yüzeyinden yansıyan bir erke türünün bir kesiminin başka bir erkeye dönüşerek yitimi. Emme kaybı.

Abcoulomb : Cgs sisteminin elektromanyetik birimi. On kulon. Saltık coulomb. Saltık birimler dizgesindeki elektrik yükü birimi. Abkulon.

Cases : Kovan. Davalar. Çanta. Hukuksal olay. Kanıt. Olay. Mahfaza. Hasta. Delil. Kasa.

Absolute units : Saltık birimler. Temel kütle. Temel birimler olarak uzunluk, zaman ve kütleyi alan birimler kümesi. Salt birimler.

Visibility synonyms : uncloudedness, visibleness, assess, attitude, perceptibility, sighting distance, conception, concept, eye sight, eyesight, absolute concentration, absolute magnitude, line of sight, apprehension, sight distance, eyesights, clearness, abampere, field of view, eyeshot, avis, common ground, eyeshots, absorption edge, aspects, acoustic feedback, absolute zero, acoustic absorptivity, apprehensions, range of vision, argument, accumulation coefficient, visibilities.

Visibility zıt anlamlı kelimeler, Visibility kelime anlamı

Imperceptibility : Anlaşılmazlık. Hissedilmezlik. Küçücük olma durumu. İncelik. Tespit edilemezlik. Hafiflik. Algılanabilir olmama durumu. Fark edilmezlik. Hissedilebilir olmama durumu. Algılanamazlık.

Invisibility : Dünya halkbiliminde saptanan, insanların şapka, yüzük, çıngırak gibi büyüsel araçlar yardımıyla görünmez duruma gelmeleri, bk. büyü. Görülmezlik. Görünmezlik.

Inconspicuousness : Göze çarpmayışlık. Göze çarpmayış. Farkına varmayışlık. Göze çarpmama durumu.

Visibility antonyms : opacity.

Visibility ingilizce tanımı, definition of Visibility

Visibility kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The quality or state of being visible.