Voleybol nedir, Voleybol ne demek

Voleybol; bir spor terimidir. kökeni ingilizce dilinden gelmektedir.

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: uçantop]

Voleybol hakkında bilgiler

Voleybol, file ile ikiye bölünmüş bir oyun alanı üzerinde iki takım tarafından topla oynanan bir spordur.

Oyunun amacı, topu filenin üzerinden göndererek rakip takımın oyun alanına değmesini sağlamak ve rakip takımın aynı amaca ulaşmasını ise önlemektir. Takımların topu rakip alana gönderirken topa en az 1 kere kendi sahaları içinde vurulmalıdır.En fazla üç kere değebilirler blok teması ile 4 kere değme hakları vardır

Top oyuna servis ile sokulur, servisi atan oyuncu topu filenin üzerinden rakip alana gönderir, topun oyun alanına değmesi, harice gitmesi veya bir takımın hata yapmasına kadar devam eder.

Voleybolda bir rally kazanan takım bir sayı alır (Rally Sayı Sistemi). Servisi karşılayan takım rallyi kazandığında bir sayı ve servis kullanma hakkı kazanır. Hakem oyuncuların birine sarı kart verir ise oyuncunun bulunduğu takım 1 sayı ceza alır eğer servis onlarda ise servis haklarını kaybederler hakem kırmızı kart verir ise kırmızı kart yiyen, o setliğine oyundan çıkar ve oyuncuları saat yönünde bir pozisyona dönerler. Spor salonlarında, plajda veya çimde oynanabilir.ve saha ölçüleri 9/6 m dir

 

Voleybol ile ilgili Cümleler

  • Senin voleybol takımında olduğunu unuttum.
  • Voleybolu her zaman sevdim.
  • Ali bana Mary'nin bizimle voleybol oynamak istemediğini söyledi.
  • Voleybol çok eğlencelidir.
  • Sık sık voleybol oynarım.
  • Ali bizimle voleybol oynamayı sevmiş olabilir.
  • Voleybol oynamaktan hoşlanır mısın?
  • Voleybol oynar mıydın?
  • Ali bir voleybol oyuncusu.
  • Bazı insanlar voleybolu sever, diğerleri tenisten hoşlanır.
  • Voleybol oynarken parmağımı incittim.
  • Ali voleybol takımında değildir.
  • Voleybol oynayalım.

Voleybol tanımı, anlamı:

Takım : Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Takım elbise. Sigara ağızlığı. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup.

Topu : Hepsi.

Oyun : Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Hile, düzen, desise, entrika. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

 

Vole : Havadan gelen topa, futbolda sıçrayarak ayağın üstüyle, teniste raket ile vurma.

Voleybolcu : Voleybol oynayan kimse.

Voleybolculuk : Voleybolcu olma durumu.

Altışar : Altı sayısının üleştirme sayı sıfatı. Her defasında altısı bir arada olan, her birine altı.

Kişilik : Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet. Herhangi bir sayıda kişiden oluşan. Yabanlık. İnsanlara yakışacak durum ve davranış. Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü.

Orta : İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Yeniçeri Ocağında tabur. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İyi ile kötü arasındaki durum. Ne büyük ne küçük, midi. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Ne uzun ne kısa, midi. Orantı. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer.

Karşılık : Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Cevap, yanıt. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.

Oynanma : Oynanmak işi.

File : Saçların dağılmaması için kullanılan ağ biçiminde örgü. Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba. Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ. Ağ.

Taraf : Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yön, yan, doğrultu. Yöre, yer. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.

Diğer dillerde Voleybol anlamı nedir?

İngilizce'de Voleybol ne demek? : n. volleyball

Fransızca'da Voleybol : volley-ball [le]

Almanca'da Voleybol : n. Volleyball

Rusça'da Voleybol : n. волейбол (M)