Waterfront türkçesi Waterfront nedir

  • Su kenarı.
  • Liman bölgesi.
  • Yalıboyu.
  • Denize yakın arsa.
  • Irmak kenarı.
  • Yalı.
  • Kentin su kıyısında olan kısmı.
  • Liman gibi kıyıya yakın veya kıyıda bulunan bölge.
  • Su kenarında arsa.
  • Rıhtım.
  • Sahil arsası.
  • Dere kenarı.
  • Kıyı.

Waterfront ile ilgili cümleler

English: The waterfront is a beautiful area.
Turkish: Liman bölgesi güzel bir alandır.

Waterfront ingilizcede ne demek, Waterfront nerede nasıl kullanılır?

Waterfronts : Liman bölgesi. Denize yakın arsa. Su kenarında arsa. Sahil yapıları.

Waterfall : Çağlayan. Danışman. Çavlan. Şelale. Akarsuların yataklarındaki eğim kesikliklerinde oluşan doğal su düşüşü, bk. büyük çağlayan.

Waterfalls : Şelale. Çağlayan.

Waterfight : Su savaşı. Oyuncularının su tabancaları kullanarak birbirine su fışkırttıkları oyun.

Waterfog : Nemli sis. Sulu sis.

Waterfowls : Su kuşları. Su kuşu.

Waterfowl : Su kuşu. Sukuşu.

Tanur waterfall : Tanur şelalesi. Metulla (israil) yakınlarındaki aion nehri üzerinde bulunan şelale.

İngilizce Waterfront Türkçe anlamı, Waterfront eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Waterfront ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brinks : Eşik. Ağız (kaya, uçurum). Eşik (felaket için). Ağız. Kenar. Kenar (uçurum için).

 

Coastlines : Özellikle biçimi ve karakteristikleri itibarıyla denizle karanın sınır yaptığı hat. Kıyı boyu. Sahil. Sahil şeridi. Kıyı çizgisi. Kıyı kuşağı. Sahil kenarı. Kıyı şeridi. Sahil boyu.

Keelage : Rıhtım ücreti. Liman resmi. İskele parası. Geminin limanda kalması için ödenen vergi. Liman kullanma ücreti. Liman vergisi. İskele resmi.

Embankment : Dolgu. Toprak set. Set yapma. İmla. Toprak dolgu. Dolma. Set. Bent. Yapay dolgu.

Beach : Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 m genişliğindeki alan. Karaya oturtmak. Sahil şeridi. Az çok kalın bir kum katmanıyla örtülü ya da kum ve yassı çakılların birbirine karıştığı yalı şeridi. Sahil. Plaj. Çimerlik. Kumsala çekmek.

Riverbanks : Nehir kıyısı boyunca meyilli toprak. Nehir kıyısı. Deniz veya nehir kıyısında biten yol. Nehir kenarı. Nehir boyu. Kaliforniya eyaletinde şehir.

Waterside : Sahilde yaşayan. Sahilde bulunan. Deniz kenarı. Su kenarında biten. Deniz kıyısı. Göl kıyısı. Sahil. Sahilde çalışan.

Ferry : Feribotla taşımak. İki kıyı arasında araba ve insan taşıyan gemi. Taşımak. Vapur iskelesi. Bir araçla taşımak. Vapurla geçmek. Feribot. Karşı sahile taşımak. Araba vapuru.

Brink : Ağız. Kenar (uçurum için). Ağız (kaya, uçurum). Kenar. Eşik. Eşik (felaket için).

Rivage : Sahil veya sahil şeridi.

Waterfront synonyms : city district, dockyard, border, mansion, embankments, coastline, seafront, port area, littorals, leveeing, landing place, bunds, strand, levee, dock, riverside, littoral, landing stage, waterfronts, jetties, docks, coasts, bunder, bund, coasted, bank, edge, coast, banks, coastal, leaky, riverbank, jutty.