Waterside türkçesi Waterside nedir

  • Göl kıyısı.
  • Sahilde çalışan.
  • Yalı.
  • Sahilde olan.
  • Deniz kıyısı.
  • Su kenarında biten.
  • Irmak kıyısı.
  • Kıyı.
  • Sahil.
  • Sahilde bulunan.
  • Deniz kenarı.
  • Sahilde yaşayan.

Waterside ingilizcede ne demek, Waterside nerede nasıl kullanılır?

Waters of forgetfulness : Suyun itme veya zorlama kuvvetine karşı koyma ancak onu tamamen durdurmama gücüne sahip olma durumu.

Still waters run deep : Durgun sular derin olur. Yavaş atın çiftesi pek olur. Yere bakan yürek yakandır. Yere bakan yürek yakar. Yumuşak atın çiftesi pek olur. Durgun sular derinden akar. Çok konuşan değil çok dinleyen bilir.

Bag of waters : Amniyon. Amniyon kesesi.

Cast oil on troubled waters : Pürüzleri gidermek. Sakinleştirmek.

Cast thy bread upon the waters : İyilik yap denize at balık bilmezse halik bilir. Cömert ol ve diğerleri için iyi birşeyler yap ve böylelikle kutsanabilesin (incil'den).

Fish in muddy waters : Bulanık suda balık avlamak.

In deep waters : Büyük sorun içinde. Büyük problem içinde. Darda. Derin sularda. Başı dertte. Zorda.

Father of waters : Misisipi nehri. Kuzey amerika'nın en büyük nehri.

Get into deep waters : Boyunu aşan sularda iş yapmak. Boyundan büyük işe kalkışmak.

Deep waters : Büyük derinlikte olan su. Derin sular. Ciddi sıkıntı. Büyük talihsizlik.

İngilizce Waterside Türkçe anlamı, Waterside eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Waterside ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Strand : Tel. Karaya oturtmak. Halatın bir kolu. Saç teli. İpliğin bir teli. Flesa. Boncuk dizisi. Halatlarda lif demetleri.

Seaboards : Kıyı bölgesi. Kıyı şeridi. Yalı boyu. Sahil kesimi. Kıyıya yakın.

Border : Kenarlık. Tarh. Sınırlamak. Kenar. Sınır olmak. Atletizm, bilgisayar alanlarında kullanılır. Bitişik olmak. Koşu yolunun çimento, tahta ya da uygun herhangi bir özdekten yapılmış 5 cm. yüksekliğinde, 5 cm. genişlikteki iç kıyısı. Sınırlandırmak. Koşu yolu kıyısı.

Riverside : Wyoming eyaletinde yerleşim yeri. Nehir kıyısındaki. Missouri eyaletinde şehir. İowa eyaletinde şehir. Nehir kıyısı. Nehir kenarı. Washington eyaletinde yerleşim yeri. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Irmak kenarı.

Coastlines : Sahil şeridi. Sahil boyu. Özellikle biçimi ve karakteristikleri itibarıyla denizle karanın sınır yaptığı hat. Kıyı çizgisi. Kıyı şeridi. Sahil kenarı. Kıyı kuşağı. Kıyı boyu.

Coastal : Kıyı ile ilgili. Sahil boyunca. Kıyısal. Sahille ilgili. Kıyı (ile ilgili). Sahile ait. Kabotaj. Sahil devriye uçağı.

Lakeside : Missouri eyaletinde şehir. İowa eyaletinde şehir. Göl kıyısında bulunan. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Bir gölün kenarında bulunan. Göl kenarı.

Waterfront : Irmak kenarı. Liman bölgesi. Yalıboyu. Liman gibi kıyıya yakın veya kıyıda bulunan bölge. Rıhtım. Su kenarında arsa. Dere kenarı. Kentin su kıyısında olan kısmı.

Mansion : Büyük ev anlamında. orta çağ dinsel oyunlarının bir türünde, sahne üzerine yan yana kurulan ve değişik yerleri (cennet, cehennem, kilise, vb.) simgele yen eve benzeyen dekorların tümü; eşzamanlı dekor anlayışı böylece ilk kez ortaçağ'da ortaya çıkmıştır. Köşk. Malikane. Orta çağ oyunlarında yan yana kurulan en çok da roman memleketlerinde önü açık kulübeler (bk. evler, simültane sahne.). İlk kez ortaçağ'ın dinsel oyunlarıyla ortaya çıkan, seyirciye göre solda cennet, sağda cehennem olmak üzere, bu iki uç kavram arasındaki yerleri aynı oyun alanı üzerinde, yerleşik biçimde kapsayan sahne türü. Eş zamanlı sahne. Kaşane. Mansiyon.

 

Seaboard : İskele. Sahil kesimi. Kıyıya yakın. Kıyı bölgesi. Kıyı şeridi. Geminin sol yanı. deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış denize doğru uzanan yer. Yalı boyu.

Waterside synonyms : seabord, heated, littoral, beach, seacoasts, seashores, lakesides, bank, coasts, seacoast, beaches, seasides, coastline, coast, lakeshore, littorals, sea front, edge, brink, banks, rivage, sea coast, brinks, seashore, coasted, lake shore, seaside.