Weakest türkçesi Weakest nedir

  • En zayıf.
  • En cılız.
  • En güçsüz.

Weakest ile ilgili cümleler

English: A team is only as strong as its weakest member.
Turkish: Bir takım sadece en zayıf üyesi kadar güçlüdür.

English: A chain is only as strong as its weakest link.
Turkish: Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar kuvvetlidir.

English: Mathematics was his weakest subject in school.
Turkish: Matematik onun okuldaki en zayıf dersi.

English: In critical moments even the very powerful have need of the weakest.
Turkish: Kritik anlarda en güçlülerin bile zayıflara ihtiyacı vardır.

English: The team is only as strong as its weakest member.
Turkish: Takım sadece onun en zayıf üyesi kadar güçlüdür.

Weakest ingilizcede ne demek, Weakest nerede nasıl kullanılır?

Weaken : Kuvvetsizleşmek. Güçsüz düşürmek. Zayıf düşürmek. Sarsmak. Güçsüz kılmak. Güçsüzleşmek. Zayıflamak. Güzsüzleştirmek. Güçten düşmek. Cansızlaştırmak.

Weakened : Bozdurulmuş. Bozulmuş. Zayıflamış. Bozuk. Zayıflatılmış.

Weakener : Zayıflatan. Zayıflatan kimse veya şey. Zayıflatıcı.

Weakeners : Zayıflatıcı. Zayıflatan kimse veya şey. Zayıflatan.

Weakening : Zayıflık. Zayıflatma. Zayıflatıcı. Güçsüzleşme. Zayıflama.

Weak acid : Zayıf asit. Yükünleşme denge durganı küçük olduğundan bulunduğu ortama az sayıda hidrönyum yükünleri h3o+ veren asit. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yeğni asit. Protonlarına ilgisi yüksek, çok az iyonlaşan veya protonlarını suya çok az veren asit.

 

Weakens : Zayıflamak. Hafifletmek. Zayıf düşürmek. Kuvvetsizleşmek. Güçsüz kılmak. Güçsüzleştirmek. Zayıflatmak. Cansızlaştırmak. Gücünü azaltmak. Güçten düşmek.

Weak argument : Zayıf tez. İnandırıcı olmayan akıl yürütme. Cılız mantık yürütme. Zayıf sav.

Get weaker : Daha güçsüzleşmek.

The weaker sex : Daha zayıf cinsiyet. Kadın ve erkek arasında daha az güçlü olan.

İngilizce Weakest Türkçe anlamı, Weakest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Weakest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Imperfection : Özürlülük. Noksan. Düzgünsüzlük. Kusurluluk. Hata. Ayıp. Kusur. Bozukluk. Eksiklik.

Neutralise : Etkisiz hale getirmek. Yansızlaştırmak. Etkisizleştirmek. Tarafsız kılmak (hukuk). Tarafsız olmak. Nötr hale getirmek. Nötrlemek. (kimya) bir çözeltinin ne asidik ne de alkalik olmasına neden olmak (ayrıca neutralize). Tesirini yok etmek. Tarafsız kılmak.

Fatigue : Bitkinlik. Yorgunluk. Angarya. Uzun bir uyartı sonucu bir organın hücrelerinde meydana gelen fizyolojik bir durum. Argınlık. Kırıklık. Yorgunluk vermek. Yorulma. Kağşama. Biyoloji, fizik, madencilik alanlarında kullanılır.

Castrate : Enemek. Hadımlaştırmak. Burmak. Hadım etmek. Kısırlaştırmak. Kuvvetten düşürmek. İğdiş etmek. Sansürden geçirmek (kitap). Kastrat. İğdişlemek.

Shake : Çırpmak. Atlatmak. Yakasını kurtarmak. Sarsıntı. Çalkalamak (sıvıyı). Sallanmak. Sarsmak. Sarsılmak. Titremek. Sallamak.

 

Nullify : Etkisiz bırakmak. Kılmak. Etkisizleştirmek. Geçersiz kılmak. Hükümsüz kılmak. İptal etmek. Boşa çıkarmak. Battal etmek. Hükümsüz bırakmak. Uygulamadan kaldırmak.

Wash out : Bitirmek. Kaza yapmak. Yıkayarak çıkarmak. Su ile çıkarmak. Boyanın çıkması. Yıkayıp temizlemek. Çalkalamak. Örtbas etmek. Temizleyerek çıkarmak. İçini yıkamak.

Feeblest : Kötü. Eli ayağı tutmayan. Cılız. Güçsüz. Zayıf. Çelimsiz. Hafif. Çürük. Kuvvetsiz.

Mollify : Yatıştırmak. Sakinleştirmek. Gönlünü almak. Teskin etmek. Yumuşatmak. Dindirmek.

Devitalize : Cansızlaştırmak. Şevkini kırmak. Hevesini kırmak. Güçsüzleştirmek.

Weakest synonyms : neutralize, flaw, de energise, break, rarefy, failing, temper, unbrace, inadequacy, enfeeble, dampen, leanest, modify, faintest, negate, cut, etiolate, imperfectness, depress, change, thin, drain, thin out, doughiest, reduce, debilitate, attenuate, insufficiency, devitalise, cripple, blunt, de energize, emasculate.

Weakest zıt anlamlı kelimeler, Weakest kelime anlamı

Perfection : Kusursuz kişi ya da şey. Bitirme. Mükemmeliyet. Bir ölçme aracı ya da bir ölçme sürecinin ölçüm yanılgılarını en aza indirgeme yeteneği. Mükemmellik. İkmal. Ustalık. Yetkinlik. Eşsiz örnek. Tamamlama.

Strengthen : Takviye etmek. Tahkim etmek. Güç kazanmak. Kuvvetlenmek. Güçlenmek. Kuvvet vermek. Kuvvetlendirmek. Yükseltmek. Desteklemek. Güçlendirmek.

Energise : Canlandırmak. Harekete geçirmek. Hayat bulmak. Güç vermek. Enerji sağlamak. Dinamikleştirmek. Enerji vermek. Elektrik enerjisi sağlamak (ayrıcao energize). Neşelendirmek. Kudret vermek.

Weakest antonyms : vitalize, energize.