Well enough türkçesi Well enough nedir

Well enough ile ilgili cümleler

English: Ali didn't do well enough on the driver's test to get a driver's license.
Turkish: Ali sürücü belgesini almak için sürücü testinde yeterince iyi yapamadı.

English: Ali isn't well enough to go to school today.
Turkish: Ali bugün okula gitmek için yeterince iyi değil.

English: Ali is now well enough to work.
Turkish: Ali artık çalışmak için yeterince iyi.

English: Ali didn't explain it well enough for me to understand.
Turkish: Ali onu benim anlamam için yeterince iyi açıklamadı.

English: Ali knew that he wouldn't be able to dance well enough to impress Mary.
Turkish: Ali Mary'yi etkilemek için yeterince iyi dans edemeyeceğini biliyordu.

Well enough ingilizcede ne demek, Well enough nerede nasıl kullanılır?

Well : Kaynamak. Uygun. Peki. Sahne altı üçüncü bodrum. Yerinde. Sağlığı yerinde. Petrol kuyusu. Fışkırmak. Asansör boşluğu. Yeraltı suyundan yararlanmak üzere insan eliyle açılmış, genellikle çember biçiminde, az çok derin çukur.

Enough : Yeter. Yeterince. Çok. Kafi. Yeterli miktar. Kifayetli. Yeter miktar. Elverir. Yeterli. Yeteri kadar.

Leave well enough alone : İlişmemek. Kendini uzak tutmak. Karışma. Fazla kurcalamamak. Kurcalama. Rahat bırakmak. Rahat bırak. Bir şeye karışmamak.

 

Let well enough alone : Rahat bırakmak. İlişmemek. Her şey yolundaysa ilişmemek. Kendini uzak tutmak. Bir şeye karışmamak. İşeri olduğu gibi bırakmak. Fazla kurcalamamak. Olanla yetinmek.

Well accepted : Kabul görmüş. Kabul gören.

Well adjusted : İyi ayarlanmış. Uyumlu (kişi).

İngilizce Well enough Türkçe anlamı, Well enough eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Well enough ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pretty well : Neredeyse. Hemen hemen.

Fairly : Oldukça. Dosdoğru. Kurallara uygun biçimde. Büsbütün. Adil bir şekilde. Tarafsızca. Adilane. Dürüst bir biçimde. Uygunca. Güzelce.

Properly : Hakkıyla. Uygun olarak. Uygun şekilde. Haklı olarak. Gerçekten. Gereği gibi. Tam anlamıyla. Aslında. Uygun bir şekilde.

Goodish : Hayli. Epey. Epeyce. Oldukça büyük. İdare eder. Bayağı. Oldukça.

All right : Tamam. Kuşkusuz ki. Elbette ki. İdare eder. Fena değil. Olur tamam. Peki. Zarar görmemiş. Eh işte.

Bonnier : Sevimli. Sağlıklı. Hoş. Güzel. Gürbüz. Göze hoş görünen. Sıhhatli. Zarif. Yeterli.

Will do : Yetecek. Yeterli olacak (örneğin this room will do. {bu oda yeter.}). Yeterli olur. Yeter.

Bona : Menkul ve gayrimenkul eşya. Güzel. Menkul şeyler. Eşya. Hoş (latince).

Exhaustively : Enine ve boyuna. Etraflıca. Geniş kapsamlı. Adamakıllı. En ince ayrıntısına kadar.

Comfortable : Teselli edici. Tatminkar. Konforlu. Huzurlu. Rahat. Rahatlatıcı. Sakin.

Well enough synonyms : bully for you, fairest, damn well, copacetic, agreeable, respectable, completest, complete, alright, b, fairer, bonny, bene, plainly, fully, proper, bonniest, completely, very well, buckra, quite good, decent, braw, fairly good, bloody well, beneficent, fairly well, jolly well, quite, middling, bon.