Welled türkçesi Welled nedir

Welled ile ilgili cümleler

English: Ali twisted his ankle and it swelled up.
Turkish: Ali bileğini burktu ve o şişti.

English: In the 19th century, the number of immigrants swelled rapidly.
Turkish: 19. yüzyılda göçmenlerin sayısı hızla arttı.

English: Her eyes welled up with tears.
Turkish: Gözleri yaşlarla doldu.

Welled ingilizcede ne demek, Welled nerede nasıl kullanılır?

Bejewelled : Değerli taşlarla süslenmiş. Süslenmiş. Bezenmiş. Murassa. Donatılmış. Dekore edilmiş. Mücevherlerle donatılmış.

Disembowelled : Bağırsaklarını çıkarmak. İçini temizlemek.

Dowelled : Dübelli. Tahta çivi ile tutturmak. Dübele tespit edilmiş.

Dwelled : Yaşamak. Hayat sürmek.

Embowelled : İçini çıkarmak. İçini temizlemek. Karnı deşilmiş. İçini deşmek. Bağırsaklarını çıkarmak. Bağırsaklarını deşmek. Bağırsaklarını boşaltmak. Bağırsakları çıkartılmış içi temizlenmiş.

Wellesley : Wellesley koleji. Massachusetts'de (abd) bir kasaba. İngiltere başbakanı (1828-1830). Bir soyadı. Waterloo'da napolyon'u yenen ingiliz generali. Massachusetts eyaletinde yerleşim yeri. 1875 yılında wellesley'de (massachusetts, abd) açılan kadınlar için kolej. I. wellington dükü. Arthur wellesley (1769-1852).

 

Swelled head : Kibirli tip. Kendini beğenmiş.

Towelled : Havlu ile kurulamak.

Upwelled : Yukarıya doğru akmak. Yukarı akmak. Yukarıya akmak.

Jewelled : Nadir değerde. Mücevherler takılmış. Murassa. Değerli taşla veya taşlarla süslü. Kıymetli taşlarla süslenmiş. Değerli taşlarla süslenmiş. Mücevherlerle süslenmiş.

İngilizce Welled Türkçe anlamı, Welled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Welled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Boil away : Kaynayıp buharlaşmak. Yok olmak. Kaynayarak buharlaşıp yok olmak. Kaynayıp gitmek. Kaynama nedeniyle buharlaşmak.

Blow : Sigorta atmak (elektrik). Patlamak. Yanmak. Esmek. Küfretmek. Düşmek. Atmak (sigorta). Kaçırmak (fırsat). Esmek (rüzgar). Uçmak.

Boils : Galeyana gelmek. Köpürmek. Haşlanmak. Fokurdatmak. Fokurdamak. Haşlamak. Kaynatmak.

Ejaculating : Bağırmak. Dışarı atılma. Atılma. Fışkırtmak. Boşalma. Boşaltmak. Söyleyivermek. Haykırmak. Dışarı fışkırma. Boşalmak.

Be thick with : İle kaplı olmak. Çok miktarda bulunmak.

Be alive with : Dolu olmak. Çok miktarda bulunmak.

Jitneys : Ruhsatsız taksi. Nikel (argo terim). Beş sent. Beş sentlik madeni para. Borsaya doğrudan erişimi olan bir simsarın erişimi olmayan bir simsar yerine alım satım gerçekleştirdiği yasal düzenleme. Sabit düzenli bir güzergah üzerinde yolculuk yapan ve düşük ücret alan küçük yolcu otobüsü. 5-sentlik amadeni para. Ücret karşılığında yolcu taşıyan motorlu taşıt.

Belch forth : İstifra etmek. Kusmak.

Emanates : Çıkmak. Doğmak. Ortaya çıkmak. Zuhur olmak. Akmak. Yayılmak. Sadır olmak. Oluşmak. Sızmak.

 

Belched : Püskürmek. Çıkarma. Geğirti. Duman çıkarmak. Geğirmek. Püskürtmek. Çıkarmak duman. Fırlatmak. Çıkarmak (duman).

Welled synonyms : full, ejaculate, ejaculated, abound, stuffed, imbrued, abounds, bubble, burst, bursts, bubble up, gorged, ferment, jitney, belch, emanate, filled, charged, boil, effervesces, broil, belches, effervesce, braird, ejaculates, come to the boil, abounded, uninterested, conglutinate, blew, belch out, benumbed.

Welled zıt anlamlı kelimeler, Welled kelime anlamı

Empty : Akıtmak. Boşaltmak. Boşalmak. Aç. Önemsiz. Saçma. Dökülmek. İçini çıkarmak. İçeriksiz.

Interested : İlgili. Çıkar gözeten. Meraklı.