White collar crime türkçesi White collar crime nedir
- Nitelikli suç.
- Beyaz yaka suçları.
- Beyaz yakalı suçu.
- Sosyoloji alanında kullanılır.
- Kimi orta ve büyük kentsoylu tabaka üyelerinin işlerini alışılmış biçimde yürütmeleri sırasında işledikleri suçlar. (haksız kazanç sağlamak üzere görevi kötüye kullanma, vergi kaçırma, üzerine para geçirme vb.).
- Memurların veya iş insanlarının paralarını etkileyen ağır suç.
White collar crime ingilizcede ne demek, White collar crime nerede nasıl kullanılır?
White : Solgun. Gözün beyaz kısmı. Soluk benizli. Sütlü kavhe. Yumurta akı. Beyaz ırktan olan. Beyaz. Göz akı.
Collar : Yaka şekline benzer yapılar. yarım kordalılarda üç kısımdan oluşan vücudun orta bölgesi. Tasma takmak. Yürütmek. Sıkma bileziği. Yaka. Yaka takmak. Kolye. Araklamak. Durdurmak.
Crime : Kabahat. Cürüm. Mantıksızca hareket. Suçlu bulmak. Ağır suç. Yüz karası. Cinayet romanı. Mantıksızlık. Cinayet. Sabıka.
White collar : Memur. Ofiste çalışan. Beyaz yakalılar. Kol gücünden çok kafa gücü ile yürütülen işlerde çalışanlar. Büroda çalışan. Beyaz yakalı.
White collar employee : Beyaz yaka çalışanı.
White collar workers : Hizmet işçileri. Beyaz yakalı işçiler. Memur. Ofis çalışanı. Hizmet personeli. Fikir işçileri. Beyaz yakalılar. Müstahdemler. Masa başı işi olan kimse. Enformasyon işçileri.
White collar worker : Ofis çalışanı. Masa başı işi olan kimse. Üretim sürecinde bedensel gücüyle çalışmayıp düşünsel etkinlikte bulunan ve maaş/ücret karşılığında çalışan memur, teknik personel. krş. mavi yakalılar. Beyaz yakalılar. Memur.
İngilizce White collar crime Türkçe anlamı, White collar crime eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak White collar crime ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Adjustment in marriage : Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği. Evlilikte uyum.
Agression : Saldırı. Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri.
Achievement motive : Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı. Başarma güdüsü. Başarı güdüsü. Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü.
Alienation : Yabancılaştırma. Soğutma. Dengesizlik. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Uzaklaşma. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Aralarını açma. Devir. Yabancı emek.
Major offense : Büyük suç.
Acculturation : Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Çevresindeki kültürü kabullenme. Kültürleşme. Kültür etkileşimleri. Ekinsel yozlaşma. Kültürlenme. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Kültürel uyum. Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci.
Age distribution : Yaş dağılımı. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları.
Abilities : İktidar. Yetenek. Kabiliyet. Yetenekler. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Beceri. Yeterlik. Güç.
Aesthetic : Güzelduyu. Bedii. Estetik. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.
Aesthetical ideal : Güzelduyusal ülkü. Belli bir kümenin, bir halkın kendine özgü sanatsal tasarımlarında yansıyan ve bireyin fiziksel, tinsel yeteneklerinin belli somut tarihsel koşullar altında gerçekleşebilecek özgür, tam ve her yönde uyumlu gelişmesine ilişkin olan ülkü.
White collar crime synonyms : agnation, all round development of individual, age grade, acclimatation, adaptive behavior, affection, age group.

Bu kısımda White collar crime kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede White collar crime ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce White collar crime anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz White collar crime ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.