Wide apart türkçesi Wide apart nedir

Wide apart ile ilgili cümleler

English: He stood with his feet wide apart.
Turkish: Ayakları ayrık durdu.

English: He stood with his legs wide apart.
Turkish: Bacakları ayrık durdu.

Wide apart ingilizcede ne demek, Wide apart nerede nasıl kullanılır?

Wide : Geniş bir alanı kaplayan. Vasi. Gen. Uzak. Ardına kadar. Alabildiğine. Geniş. Açık. Engin. Yaygın.

Apart : Parçalar halinde. Uzakta. Ayrı bir yere. Bir tarafa. Başka. Birbirinden ayrı. Düşünce olarak farklı. Bağsız. Bölüm bölüm. Bir yanda.

Wide angle : Geniş açı. Büyük açı. Geniş açılı.

Wide angle beam : Geniş (açılı) ışın. Gölgeleri yokeden, geniş bir oyluma yayılan ışın. Açısı 45-90° olan ışın demeti. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Wide angle floodlight : Geniş bir alanı aydınlatan ışıldak. Geniş açılı ışıldak. Merceksiz, ve ışığı çok geniş bir alana yayarak gölgeleri yok eden aynalı ışıklama aygıtı.

Wide angle lens : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Geniş açılı mercek. Geniş açı objektif. Odak uzunluğu olağandan kısa olan, olağan mercekten daha geniş bir görüş alanını kapsayan, özellikle dar bezemler içinde çalışıldığında kullanılan mercek çeşidi. Geniş açılı objektif. Geniş açılı lens.

 

İngilizce Wide apart Türkçe anlamı, Wide apart eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wide apart ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scarcest : Nadir. Zor bulunur. Sınırlı. Eksik. Az. Az bulunur. Kıt. Zoraki.

Rare : Azrak. Ender. Az bulunur. Az pişmiş. Türüne az rastlanan. Olağanüstü. Nadir. Kanlı (et). Seyreltik.

Clefts : Yarık. Çatlak.

Dispersed : Dağınık. Sürekli bir ortamda asıltıl olarak dağıtılmış özdek. Dağıtılan. Dağınmış. Dağınımlı. Dağılmış. Dağıltı.

Scarce : Sınırlı. Kıt. Eksik. Az bulunur. Nadir. Zoraki. Zor bulunur. Az.

Separated : Ayrılmış (bölümlere ayrılmış vb). Munkasem. Ayrılmış.

Scattered : Dağınık. Saçılmış. Perişan. Dağıtılmış. Aralıklı. Yayılmış. Dağılmış. Tarumar.

Exceptional : İstisnai. Özel. Müstesna. Fevkalade. Çok iyi. Ayrıklı. Şaz. Olağanüstü. Nadir.

Uncoupled : Çözmek. Birbirinden ayırmak.

Incompact : Çözük. Sıkı olmayan. Sıkıştırılmış olmayan. Sert olmayan. Gevşek. Kompakt olmayan. Katı olmayan.

Wide apart synonyms : furcate, rarely, sparsest, discontiguous, rarest, adventitious, clastic, separate, cloven, rarer, split, scarcer, seldom, disjunct, discrete, sparser, detached, infrequent, sparse, few and far between, cleft, far between.