Willow türkçesi Willow nedir

  • Kriket sopası.
  • Açıcı.
  • Söğüt.
  • Söğütgiller (salicaceae) familyasından, çok değişik yaprakları olabilen, çiçekleri tek eşeyli, taç yaprakları olmayan, kapsül tipi meyveleri olan, ülkemizde 23 türle temsil edilen, yaprak döken, ağaç ya da çalı yapısındaki bitkiler.
  • Gökçeağacı.
  • Hallaç makinesi.
  • Pamuk temizlemek.
  • Açma makinesi.
  • Hallaç makinesi ile atmak.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Sorkun.

Willow ile ilgili cümleler

English: How restful it is to sleep under the shadow of a willow in an Anatolian village in summertime.
Turkish: Bir Anadolu köyünde yazın söğüt gölgesinin altında uyumak ne kadar huzur vericidir.

English: My favorite children's book is The Wind in the Willows.
Turkish: Benim en sevdiğim çocuk kitabı Söğütlerdeki Rüzgar.

Willow ingilizcede ne demek, Willow nerede nasıl kullanılır?

Willow family : Yapraklan kılıçsı, baklava dilimli, kalpsi ayalı, genellikle almaşlı dizilişte, çiçekleri tek eşeyli ve brakteli, taç yaprakları olmayan, meyveleri kapsül tipi, yaprak döken ağaç ya da çalı şeklindeki bitkiler. Söğüt familyası. Söğütgiller.

Willow herb : Yakıotu.

Willow tree : Söğüt ağacı.

Willow warbler : Söğütbülbülü. Söğüt ötleğeni. Söğüt bülbülü. Kuşlar (aves) sınıfının, ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ötleğengiller (sylviidae) familyasından, uzunluğu 12 cm kadar olan, sırtı kül rengi yeşil, karnı kül rengi sarı olan, avrupa ve sibirya'nın ova ve dağlarında yaşayan, bütün türkiye'de göç esnasında görülen göçmen bir tür.

 

Drooping willow : Salkım söğüt.

Willower : Hallaç makinesi ile lifleri temizleyen ve ayıklayan kimse (dokumacılık).

Wear the willow : Ardından ağlamak. Yasını tutmak.

Willowed : Gökçeağacı. Kriket sopası. Açıcı. Açma makinesi. Söğüt. Pamuk temizlemek. Sorkun. Hallaç makinesi ile atmak.

Willowing : Pamuk temizleme. Hallaç makinesi ile atmak.

Willowier : Daha zarif. Daha ince.

İngilizce Willow Türkçe anlamı, Willow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Willow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Willy : Sik. Çük. Penis. Pipi. Bir erkek ismi (william'ın kısa şekli). Alet. Yarak.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

Uncoiler : Bobin açma aygıtı.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Cansız çevre. Abiyotik çevre.

 

A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Acacia : Arap zamkı. Akasya. Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Salkım ağacı.

Tree : Çizimsel gösterimi, bir dizi dallanmalardan oluşması bakımından, bir ağaca benzeyen veri yapısı. Ağaç şeklinde kristalleşme. Çıkmaza sokmak. Ağaçtan. Gövdelerinde sekonder kalınlaşmanın ve odunlaşmanın olduğu, boyları 3 m'den daha uzun olan çok yıllık bitkiler. Ağaca çıkarmak. Darağacı. Çarmıh. Mil. Ağaç.

Willow synonyms : salix uva ursi, dwarf gray willow, black willow, salix fragilis, salix pentandra, grey willow, salix nigra, almond leaves willow, crack willow, salix pendulina, salix tristis, dwarf grey willow, salix alba sericea, salix sericea, salix cinerea, brittle willow, salix pendulina blanda, silky willow, peach leaved willow, prairie willow, wisconsin weeping willow, arctic willow, pussy willow, sitka willow, salix sitchensis, genus salix, salix lasiolepis, salix humilis, salix repens, salix pyrifolia, hoary willow, creeping willow, salix arctica.

Willow ingilizce tanımı, definition of Willow

Willow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To open and cleanse, as cotton, flax, or wool, by means of a willow. [Bakınız: Willow]. Any tree or shrub of the genus Salix, including many species, most of which are characterized often used as an emblem of sorrow, desolation, or desertion. "A wreath of willow to show my forsaken plight." Sir W. Scott. Hence, a lover forsaken by, or having lost, the person beloved, is said to wear the willow.