World of türkçesi World of nedir

  • Bir dünya.
  • Çok fazla.
  • -dan dünya kadar.
  • -dan bir sürü.

World of ile ilgili cümleler

English: Ali lives in a world of fantasy.
Turkish: Ali bir hayal dünyasında yaşıyor.

English: I can't keep track of all the changes taking place in the world of AIDS research.
Turkish: AIDS araştırma dünyasında yer alan tüm değişiklikleri takip edemem.

English: Ali knows more about the world of his favorite video game than about the real world.
Turkish: Ali en sevdiği video oyunu dünyası hakkında gerçek dünya hakkında bildiğinden daha fazla biliyor.

English: I'm always living in the world of dreams.
Turkish: Ben her zaman hayaller dünyasında yaşıyorum.

English: He lives in a world of fantasy.
Turkish: O, bir fantezi dünyasında yaşıyor.

World of ingilizcede ne demek, World of nerede nasıl kullanılır?

World : Dünya. Sömürgeci devletlere, genel olarak günümüz dünyasındaki büyük güçlere karşı uluslararası düzeyde aralarında bir ölçüde dayanışma gerçekleştirmiş bulunan asya, afrika, güney amerika'nın geri kalmış devletlerinin tümü. Alem. Üçüncü dünya. Hayat. Evren. Arz. Toplum. Yer.

Of : Hakkında. -li. -nin. In. -den. -den övünerek bahsetmek. İle ilgili. -nın. Karşı. Li.

World of fashion : Moda dünyası. Moda ile ilgili her şey.

 

World of good : Çok yarar. Çok fayda. Çok iyi.

World of make believe : Hayal dünyası. Fantezi dünyası. Rüyalar alemi.

World of phantasy : Rüyalar alemi. Fantezi dünyası. Hayal dünyası.

World of mystery : Sırlar dünyası. Her türlü tuhaf şeylerin olabildiği hayali dünya. Gizemler dünyası. Bilinmezle alemi.

İngilizce World of Türkçe anlamı, World of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak World of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Excess : Aşırı. Haddinden fazla. Fazlalık. Tecavüz. Taşkınlık. Ek. İfrat. Çok. İlave. Ölçüsüz.

By a long shot : Açık ara. Uzun bir atışla. Büyük bir fazlalıkla veya çoğunlukla.

By half : Çokça. Çoğunlukla. Genellikle.

Bellyfuls : Gereğinden fazla. Bıkkınlık.

Dozens : Pek çok (örneğin, ı have told you dozens of times {sana pek çok defa söyledim}). Oldukça fazla sayıda (örneğin, ı have made dozens (many) new friends {oldukça fazla yeni arkadaşım oldu}). Çok sayıda. Düzinelerce. Düzineler.

A hell of a lot : Bir yığın. Sürüsüne bereket. Bir sürü. Birçok. Çok fazla miktarda.

Excessively : Ziyadesiyle. Aşırı derecede. Haddinden fazla. Aşırı. Aşırı şekilde. Fazlaca. Abartarak. Aşırı olarak.

By a long chalk : Oldukça. Büyük bir miktarla. Uzun bir yolla. Bir hayli. Epey. Fersah fersah.

Beyond measure : Hadsiz hesapsız. Sonsuz. Sayılamayacak kadar çok. Hadden aşırı. Son derece. Aşırı derecede. Ölçüsüz. Haddinden fazla.

A lot : Pek çok. Çok. Fena halde. Şiddetle. Pek. Hayli. Fena. Birçok. Buram buram.

World of synonyms : by far, exorbitant, excessive, countless, ever so much, bellyful.