Yüklülük nedir, Yüklülük ne demek

  • Yüklü olma durumu
  • Ağırlık, gerginlik.

"Yüklülük" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Odanın havasında acayip bir durgunluk, bir yüklülük vardı." - R. H. Karay

Diğer sözlük anlamları:

Gebelik, hamilelik.

Fransızca'da Yüklülük ne demek?:

gastation

Yüklülük anlamı, tanımı:

Yüklü : Çok fazla, pek çok. Yapılacak işi çok olan. Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran. Gebe. Çok sarhoş. Yükü olan. Çok çalışmayı gerektiren. Paralı, varlıklı.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Ağırlık : Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Ağırbaşlılık. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Takı. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın. Yük, külfet. Sorumluluk. Değerli olma durumu. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Sıkıntı. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Etki, baskı, güçlük. Ağır olma durumu.

 

Gerginlik : Gergin olma durumu.

Olma : Olmak işi.