Yabancıl nedir, Yabancıl ne demek

Yabancıl; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

Yerel Türkçe anlamı:

Yabancı, göçmen

Bilimsel terim anlamı:

Uzak, yabancı ülke insanlarının törelerini, geleneklerini, yöresel görünüşlerini ele alan (yapıt).

Fransızca'da Yabancıl ne demek?:

exotique

Yabancıl ile ilgili Cümleler

  • Yabancılar Fuji' ye hayran olur.
  • Japoncayı öğrenmek yabancılar için zordur.
  • Yabancılar arasında oldukça rahat hissediyorum.
  • Yabancılar benimle bu şekilde konuşamaz.
  • Yabancılar ilginçtir, değil mi?
  • O, yabancılarla konuşmaya korkuyor.
  • Bütün kahraman filmlerinin yabancıların olmasından bıktım.
  • Yabancılar gizli bir manipülasyonla dünyadaki büyük bir savaşı önledi.
  • Paris sendromu bir tür kültür şokudur. Şehrin moda merkezi imgesine kapılıp Paris'te yaşamaya başlayan, sonrasında yerel adetlere ve kültüre iyi uyum sağlayamayıp, zihinsel dengesini yitiren ve depresyona yakın belirtiler gösteren yabancıları tanımlamak için kullanılan psikiyatrik bir terimdir.
  • Bazı insanlar yabancılara karşı düşmandır.
  • Ebeveynler çocuklarını onlara yabancılar tarafından verilen yiyecekleri yememesi konusunda uyarırlar.
  • Yabancılar Fuji dağına hayran kalıyorlar.
  • Neden yalnızca yabancıları durdurdunuz?
  • Yabancılar beni şaşırtır.
 

Yabancıl kısaca anlamı, tanımı:

Yabancı : Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan.

Yaban : Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki. İnsan yaşamayan ıssız yer. Issız. Vahşi olan, evcil olmayan canlı.

Yabancılama : Yabancılamak işi.

Yabancılamak : Yabancı gibi görmek, kendinden saymamak, yadırgamak.

Yabancılaşma : Yabancılaşmak işi. Belli tarihsel şartlarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin, bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen olan ögelerin değişik biçimde kavranması.

Yabancılaşmak : Tanımaz, bilmez duruma gelmek, yabancı olmak, bigâne düşmek. Alışamamak, yadırgamak, yabancılık çekmek.

Yabancılaştırma : Yabancılaştırmak işi.

Yabancılaştırmak : Yabancı duruma getirmek.

Yabancılık : Yabancı olma durumu, bigânelik.

Yabancılık çekmek : Bir iş veya çevrede yabancı olmaktan doğan güçlüklere uğramak.

Yabancılık duymak : Bir kimseye, bir şeye alışamamak.

Yabancıllık : Bir eserde uzak, yabancı ülkelerle ilgili olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma, egzotizm, egzotiklik.

Uzak : Eli, gücü veya hükmü yetişmez. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. Arada çok zaman bulunan. İhtimali az olan. Yakın olmayan yer. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan.

 

Ülke : Devlet. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket.

Getiri : Kazanç. Yarar. Faiz.

Egzotik : Yabancıl.

Yabancıl hayvan : Başka coğrafi bölgelerden getirilmiş hayvanlar, egzotik hayvan. Son dönemlerde ev hayvanı olarak sahiplenilmeye başlanan sürüngen, amfibiyan veya eklem bacaklı olarak sınıflandırılan evcilleşmemiş hayvanlar.

Yabancılar : Balıkesir şehri, Burhaniye belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yabancılara özgü çevrilgenlik : Yalnızca yabancıların ülke parasını dövize çevirme hakkına sahip olması.

Yabancılaşabilme : Yabancılaşabilmek işi.

Yabancılaşabilmek : Yabancılaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.