Yabancılaşmak nedir, Yabancılaşmak ne demek
- Tanımaz, bilmez duruma gelmek, yabancı olmak, bigâne düşmek

- Alışamamak, yadırgamak, yabancılık çekmek.
"Yabancılaşmak" ile ilgili cümle örnekleri
- "Ses Sevim'in sesi fakat kalınlaşmış, tıkanmış, yabancılaşmış bir ses." - R. N. Güntekin
Yabancılaşmak anlamı, tanımı:
Yabancıl : Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş, egzotik.
Yabancı : Başka bir milletle ilgili olan. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Tanınmayan, bilinmeyen, yad. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge.
Yaban : Kendi kendine yetişen bitki. İnsan yaşamayan ıssız yer. Aile ocağından uzak olan yer. Issız. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı.
Tanıma : Tanımak işi.
Bilme : Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. Bilmek işi.
Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.
Düşmek : Eksilmek. Uğramak, kapılmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. İşbaşından uzaklaşmak. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Düşkünleşmek. Bulunmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Bayağılaşmak. Kötü yola girmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Yağmak. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Yakışık almak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Belirli zamana rastlamak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Fırsat çıkmak. Alışmak, müptela olmak. Olmak, olumsuz bir duruma girmek.
Yadırgamak : Kendine yabancı gelen bir kimseye, duruma veya şeye alışamamak, ısınamamak.
Yabancılık : Yabancı olma durumu, bigânelik.
Çekmek : Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Hoşa gitmek, sarmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. Yollamak. Öğütmek. Döşemek. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Boya, badana vb. sürmek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. İçki içmek. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. İmbik yardımı ile elde etmek. Yürütmek, sürmek. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Örtmek, giymek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Atmak, vurmak. Asmak. Yol, ay sürmek. Kaçan ilmeği örmek. Herhangi bir anlama almak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Çizgi durumunda uzatmak. Herhangi bir engel kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Germek. Taşıma gücü olmak. Tartıda ağırlığı olmak. İçine almak, emmek. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Daralıp kısalmak.
Diğer dillerde Yabancılaşmak anlamı nedir?
İngilizce'de Yabancılaşmak ne demek? : v. become estranged
Almanca'da Yabancılaşmak : sich verfremden

Bu kısımda Yabancılaşmak nedir? Yabancılaşmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yabancılaşmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yabancılaşmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.