Yaltanmak nedir, Yaltanmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dalkavukluk etmek.

Yalvarmak, dilemek.

Sözünü geçirmek, kendini sevdirmek.

Yaltanmak anlamı, kısaca tanımı

Yalt : Yalçın, sert

Dalkavukluk : Dalkavukça davranış, kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık, tabasbus, huluskârlık.

Yalvarmak : Birinden ısrarlı bir biçimde, kendine acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde bir şey istemek.

Sevdirmek : Sevmesini sağlamak.

Sevdirme : Sevdirmek işi.

Dalkavuk : Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.

Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

 

Yalvarma : Yalvarmak işi.

Geçirme : Geçirmek işi.

Dilemek : Birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek. Kendi düşünce, görüş ve isteğini yapmak. Biri için bir dilekte bulunmak.

Dileme : Dilemek işi.

Dilem : Davâ (bk. aranç) -konusu: müddeâ bih. -yöneltilme yetkisi: pasif husûmet ehliyyeti (salâhiyyeti). -yöneltme yetkisi: aktif husûmet ehliyyeti (salâhiyyeti). ~e katılma: da'vâya müdâhale. ~in bildirilmesi: da'vânın ihbârı. Gönül ilacı.

Yalva : Körtavuk ya da meşetavuğu da denilen bir av hayvanı. Bıldırcın.

Dalka : Dalga.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Kend : Kasaba, şehir.

Dalk : Tuz, baharat gibi şeyler.

Etme : Etmek işi.

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Diğer dillerde Yalpalı testere anlamı nedir?

Osmanlıca Yalpalı testere : yalpalı testere, ayarlı testere