Yansımayla göz kamaşması nedir, Yansımayla göz kamaşması ne demek

Teknik terim anlamı:

Bakılan, ya da bakılana yakın bir yüzeyden, bir ışık kaynağının düzgün yansımayla gözkamaştırması. bk. düzgün yansıma, göz kamaşması.

Yansımayla göz kamaşması anlamı, tanımı

Göz kamaşması : Işıklılıkların uygun olmayan dağılışı, ya da çok yüksek ışıklılıklar, ya da zaman ya da uzay içindeki aşırı ışıklılık farkları sonucu, nesneleri ayırt etme yeteneğinde bir azalma, ya da görme eyleminin eziyetli olması ya da her ikisini de kapsayan görüş koşulları, bk. dolaylı göz kamaşması, dolaysız göz kamaşması, fizyolojik göz kamaşması, ruhbilimsel göz kamaşması, yansımayla göz kamaşması, köreltici göz kamaşması

Kamaş : Ekşi : Biraz kamaş getir çorbaya katalım. Tütünün dip yaprakları.

Göz : Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

Kama : Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak. Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı. Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş veya cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat elemanları üstüne veya arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası. Oyunda sayı. Topun gerisini kapayan kapak. Oyunda kazanılan her parti.

 

Kamaşma : Kamaşmak işi.

Yansı : Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü. Akis. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Tepke.

Yansıma : Yansımak işi. Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirme, inikâs. Doğa seslerine benzer seslerle yapılmış olan kelime, taklidî kelime, onomatope: Gürültü, şırıltı, bıngıldak, güm güm, vızıldamak vb.

Düzgün yansıma : Aynalar için geçerli optik yasalara uyan yansıma.

Işık kaynağı : Işık salan cisim ya da yer (Güneş, yıldızlar, bulutsular vb.). Işık salan cisim. Aydınlatmada kullanılan araç, aydınlatma aracı.

Düzgün : Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II).

Kayna : Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.

Düzgü : Norm.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Diğer dillerde Yansımayla göz kamaşması anlamı nedir?

İngilizce'de Yansımayla göz kamaşması ne demek ? : reflected glare