Yavu nedir, Yavu ne demek
Yavu; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Yitik.
Akılsız, sersem.
Yabanıl, insana sokulmayan (insan, hayvan).
Tembel, ağır davranışh.
[Bakınız: yavı].
Çirkin.
Yersiz, biçimsiz söz.
Anlamsız konuşan, geveze.
Yahu.
Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:
Antalya şehrinde, Kale belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Çorum şehrinde, İskilip ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Kütahya şehri, Simav ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Sivas kenti, Karayün bucağına bağlı bir bölge.
Sivas şehrinde, Yavu nahiyesine bağlı bir yer.
Teknik terim anlamı:
[Bakınız: yava].
Yavu ile ilgili Atasözü veya Deyim
yavaş atın tekmesi yavuz olur : yumuşak huylu kimseler öfkelendiklerinde aşırı davranışlarda bulunurlar anlamında kullanılan bir söz.
yavuz hırsız ev sahibini bastırır : biri, suçunu zarar verdiği kimseye yüklediğinde söylenen bir söz.
Yavu anlamı, kısaca tanımı
Gönlü yavuz olmak : Canı sıkılmak
Kıvış yavuş : Ağız sulanmak için.
Kıvış yavuş etmek : Ağzı sulanmak.
Südü yavuz : Südü bozuk, soysuz.
Yavu kılınmak : Kaybedilmek, kaybolmak, görünmez olmak.
Yavu kılmak : Kaybetmek.
Yavu varmak : Kaybolmak, zayi olmak.
Yavuç : Kastamonu kenti, Taşköprü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Yavuçkuyucağı : Kastamonu şehrinde, Taşköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Yavud : Yahut.
Yavudi : Yahudi.
Yavuh : Yakın, akraba.
Yavuhlu : Nişanlı, sözlü. Sevgili. Geline götürülen giysi, çamaşır.
Yavuhmah : Isınmak, alışmak.
Yavuhturmak : Isındırmak, alıştırmak.
Yavuk : Sevi. Nişan. Yakın. [Bakınız: yavuklu].
Yavuk olmak : Nişanlanmak, namzet olmak.
Yavuk üstüne : Ozanların güzeller üstüne söylediği koşuk.
Yavuklu etmek : Nişanlamak.
Yavukluluk : Yavuklu olma durumu. nişanlılık.
Yavul etmek : Nişanlamak.
Yavuncamak : Ayrılırken üzülmek. İmrenmek, yenilen şeyde gözü kalmak.
Yavunci : Sığıntı.
Yavuncilanmak : Yalvarmak.
Yavunculuk : Alttan alma.
Yavuncumak : Çok acıkmak, midesi ezilmek. Ezilip büzülerek, yalvarıcı bir tavırla durumunu anlatmak.
Yavunç : Muhtaç.
Yavunç olmak : Ezilip büzülerek, yalvarıcı bir tavırla durumunu anlatmak.
Yavunçluk : Kötülük, fenalık, muamele, zarar.
Yavunmak : Kaybolmak.
Yavuşah : Bit yavrusu. Küçük but.
Yavuşan : Özel kokulu, acı, kaynatılıp suyu em olarak içilen bir ot.
Yavut : Yahut.
Yavutmak : Şaşırmak, aptalca davranmak. Kaybetmek, saklamak.
Yavuz adlu : Bednam.
Yavuz altınları : Osmanlı İmparatorluğunda 1513 ile 1517 yılları arasında basılan ve ağırlıkları 3.400 ile 3.508 gram arasında değişen altın sikkeler.
Yavuz baş : Dik kafa, hırçın, serkeş.
Yavuz dil : Nazar değmesine sebep olacak kötü söz.
Yavuz dil vermek : Acı sözler sözlemek.
Yavuz dirliklü : Geçimsiz, huysuz.
Yavuz dua : Beddua, ilenç.
Yavuz dua etmek : Beddua etmek, ilenmek.
Yavuz etmek : Fena iş yapmak, kötü harekette bulunmak.
Yavuz gönüllü : Kötü niyetli, bozuk vicdanlı.
Yavuz göz : Kem nazar, değen göz.
Yavuz güman iletmek : Kötü düşünce beslemek, suizanda bulunmak.
Yavuz hulu : Kötü huylu, fena tabiatlı.
Yavuz iş : Suç, günah, seyyie, seyyiat.
Yavuz işlü : Fesatçı, müfsit, kötü davranışlı.
Yavuz kılmak : İfsadetmek, bozmak, fena hale getirmek.
Yavuz sanıcı : Bedhah, kötü yürekli.
Yavuz sanılı : Kötü düşünceli.
Yavuz sanmak : Kötülük dilemek, kötü niyet beslemek, suizanda bulunmak.
Yavuz yel : Sert rüzgâr, fırtına, kasırga.
Yavuz yollu : Kötü gidişli.
Yavuzalp : Cesur, güçlü yiğit.
Yavuzay : Cesur, güçlü kimse.
Yavuzbay : Cesur, güçlü kimse.
Yavuzboğa : Cesur, güçlü kimse.
Yavuzcan : Güçlü kişiliği olan kimse.
Yavuzer : Cesur, güçlü erkek.
Yavuzhan : Cesur, güçlü hükümdar.
Yavuzkemal : Giresun şehrine bağlı bir yerleşim yeri.
Yavuzköy : Artvin şehri, Şavşat belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Aydın ilinde, Köşk ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Rize ilinde, Pazar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Trabzon kenti, Çarşıbaşı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Yavuzlamak : Kötülemek.
Yavuzlar : Ardahan ili, Çayırbaşı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kahramanmaraş kenti, Türkoğlu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Rize şehrinde, Çayeli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Van ili, Albayrak nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Van ilinde, Dorutay nahiyesine bağlı bir yer.
Yavuzlu : Erzurum şehri, Pasinler belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kilis şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Yavuzluğa uğratmak : Kötü duruma düşürmek.
Yavuzluk etmek : Fenalık yapmak, kötü muamele etmek. Çatışmak, maraza etmek. Azgınlık, haşarılık etmek.
Yavuzrak : En fena, çok kötü, daha kötü.
Yavuzsoy : Cesur, güçlü soydan gelen kimse.
Yavuztaş : Bingöl şehrinde, Yayladere ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Yürek yavuncumak : Karın acıkmak.
Yavuklama : Yavuklamak işi.
Yavuklamak : Nişanlamak.
Yavuklanma : Yavuklanmak işi.
Yavuklanmak : Biriyle nişanlanmak.
Yavuklu : Sözlü. Sevgili.
Yavuz : Güçlü, çetin. İyi, gürbüz, güzel. Kötü, fena.
Yavuzca : Yavuz bir biçimde.
Yavuzeli : Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri.
Yavuzlanma : Yavuzlanmak durumu.
Yavuzlanmak : Yavuz gibi olmak, yavuz durumuna gelmek. Sertleşmek, çetinleşmek, kabadayılaşmak.
Yavuzlaşma : Yavuzlaşmak işi.
Yavuzlaşmak : Yavuz duruma gelmek. Sertleşmek, kabadayılaşmak.
Yavuzluk : Yavuz olma durumu. Yavuzca davranış.
Diğer dillerde Yavruya bağlı güç doğum anlamı nedir?
İngilizce'de Yavruya bağlı güç doğum ne demek ? : fetal dystocia

Bu kısımda Yavu nedir? Yavu ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yavu tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yavu hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.