Yeleçli nedir, Yeleçli ne demek

Yeleçli; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Ardahan kenti, Çayırbaşı bucağına bağlı bir yer.

Yeleçli tanımı, anlamı

Yele : At, aslan vb. hayvanların ensesinde veya boynunda bulunan uzun kıllar. Balıklarda sırt yüzgeci

Yeleç : Havadar.

Çayırbaşı : Ardahan ilinde, Çayırbaşı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Bitlis şehrinde, Bölükyazı nahiyesine bağlı bir bölge. Erzurum şehri, Kırık bucağına bağlı bir yer. İstanbul ili, Şile ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Konya ili, Sülüklü bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kütahya şehri, Altıntaş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sakarya kenti, Hendek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Trabzon ilinde, Dernekpazarı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Van şehri, Edremit ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Ardahan : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Ardah : Çocuğun beşikten düşmemesi için kolları ve bacakları üzerinden sarılan bez.

Çayır : Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer. Böyle yerde biten ot.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

 

Kent : Şehir. Site.

Buca : İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Arda : İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. Ardıl.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Diğer dillerde Yele ve kuyruk distrofisi anlamı nedir?

İngilizce'de Yele ve kuyruk distrofisi ne demek ? : mane and tail dystrophy