Yonucu nedir, Yonucu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Taş ustası.

Teknik terim anlamı:

Kısa saplı, geniş ağızlı demir, taş yontma aracı. (Söğüt Bilecik).

Yonucu anlamı, tanımı

Yonu : Tuğla. Yapı yapmada kullanılan ve yontulması kolay iri taş. Yontulmuş taş. Taş yontma işi. Kolay yontulan iri taşlarla yapılmış yapı

Bilecik : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Yontma : Yontmak işi. Yontulmuş veya yontularak yapılmış.

Ağızlı : Ağzı herhangi bir biçimde olan.

Saplı : Sapı olan. Büyük kepçe. Saplanmış olarak.

Söğüt : Söğütgillerden, sulak yerlerde yetişen, yaprakları almaşık ve alt yüzleri havla örtülü büyük bir ağaç (Salix). Bilecik iline bağlı ilçelerden biri.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.

 

Aracı : Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

Geni : Sözünün eri, mert kişi. Gani. Geri.

Yont : Başıboş hayvan.

Demi : Yemeni, yazma, başörtüsü, tülbent. Susuz, kıraç tarla. Dizlik, iç donu. Değil mi anlamında.

Kısa : Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı. Kısaca, kısaltarak. Ayrıntısı çok olmayan. Az süren, uzun olmayan. Kısa olan şey.

Bile : Da, de, dahi. Birlikte. Üstelik.

Ağız : Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

Usta : Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse. Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi. Akıl veren ya da öğreten kimse. Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir. Zanaat öğreticisi. Zanaatçılar için unvan.

 

Taş : Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde. Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş. Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme. Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme. Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher. Dama, domino ve benzerleri oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri. 7. tıp Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde. 8. jeol. Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça. 9. mec. Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz. Gönü işlemekte kullanılan bir araç. [Bakınız: kayaç]. Kimyasal veya fiziksel özellikleri değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan, sert ve katı madde. Çeşitli biçim ve büyüklükte her türlü kaya parçası. (Söz sanatı terimi) Kapalıca yapılan sitem veya takışma. Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça. Değirmen taşı. (Bünyan Kayseri). [Bakınız: daş].

Diğer dillerde Yontulmuş kukla anlamı nedir?

İngilizce'de Yontulmuş kukla ne demek ? : carved wood