Zoom in türkçesi Zoom in nedir

  • Mercek öne.
  • Yaklaş.
  • Optik yaklaştırma.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Yaklaştırma.
  • Yakınlaştırmak.
  • Büyüt.
  • Büyütme.
  • Darlaştır.
  • Yakınlaştırma.
  • Yönetmenin, alıcı yönetmenine, alıcının yerini değiştirmeksizin daha dar açılı mercek kullanması için verdiği komut; genellikle optik kaydırma yoluyla sağlanır.
  • Alıcı yönetmenine, optik öne kaydırma yapması için verilen komut.
  • Yaklaştırmak.
  • Büyütmek.
  • Yakından bakmak.
  • Zum yapmak.

Zoom in ingilizcede ne demek, Zoom in nerede nasıl kullanılır?

Zoom : Zum yapma. Vınlamak. Yakınlaştırmak. Zum yapmak. Vın diye geçmek. (uçak) gürültü ile dikine yükselmek. Zumlamak. Fırlamak. Rüzgar gibi gitmek.

In : İç. İktidardaki. Da. Tutulan. Olarak. İçeri doğru yönelen. Çok moda olan. Dahili. İçinde. İçeri.

Zoom in on something : Üzerinde yoğunlaşmak. Zoom yapmak.

Zoom in or out : Yakınlaştır veya uzaklaştır.

Zoom box : Büyütme gözü.

Zoom by : Yanından hızlı geçmek. Hızlıca geçmek. Çabucak geçmek.

İngilizce Zoom in Türkçe anlamı, Zoom in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Zoom in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aggrandizement : Çoğaltma. Yükseltme. Agrandisman. İtibarını yükseltme. Abartma.

 

Be a father to : Öğüt vermek. Korumak. Nasihat vermek. Bir baba gibi davranmak. -e baba olmak (genellikle biyolojik). Göz kulak olmak.

Breed : Irk. Sebep olmak. Çiftleşmek. Yavrulamak. Nesil. Tür. Doğurmak. Soy.

Augments : Arttırmak. Uzamak. Çoğaltmak. Sayısını arttırmak. Çoğalmak. Uzatmak. Artırmak. Büyümek. Artmak.

Augment : Arttırmak. Uzatmak. Çoğalmak. Değerlenmek. Artmak. Artırmak. Sayısını arttırmak. Uzamak. Çoğaltmak. Büyümek.

Blows : Filizlenmek. Bitmek. Üflemek. Nefes vermek. Islık çalmak. Şişirmek. Çıkmak. Dalgalandırmak. Blow (üflemek).

Aggrandised : Artırmak. Yüceltmek. Abartmak. Çoğaltmak. Çoğaltılmış. Güçlendirilmiş (ayrıca aggrandized). Abartılmış. Büyütülmüş.

Familiarising : Reklam yapmak (ayrıca familiarize). Tanınmış olmasına sebep olmak. Tanınmasına sebep olmak. Tanıtmak. Alışma. Alıştırmak. Bilinen birşey yapmak. Bir şeyleri iyi bilinir hale getirmek.

Zoom in synonyms : bring close, make familiar, tighten shot, zooms, foster child, aggrandize, apply, familiarizing, aggrandizements, approximates, extension, enlargement, exaggerations, bringing up, expansion, aggrandise, adducting, brought up, bring up, approximated, zoom, aggrandized, blow up, exaggeration, amplifies, enlargements, amplifying, bring near, zooming, zoom to, adduction, approximate, adducted.