Çıngıllı nedir, Çıngıllı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Süslü.
Oynak, şımarık (kadın hakkında).
Küçük kazan.
Çaylak.
Saçaklı, parçalı.
Nazlı: Emme çıngıllısın ha.
Dalları sık ağaç: İncir ağaçları çok çıngıllı kesmeli.
Demirden, bakırdan, gümüşten yapılmış süs eşyası.
Teknik terim anlamı:
Yufka tatlısı. (Nücüllü Yalvaç Isparta).
Çıngıllı tanımı, anlamı
Çıngıl : Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı. Küçük üzüm salkımı, üzüm salkımındaki küçük salkımcıklar. İnci, boncuk, gümüş ve altından yapılmış süs eşyası. Su veya süt taşınan kap, kova, bakraç. Kıvılcım. Kumlu, çakıllı toprak. Dağ ve ağaç doruğu, ucu. [Bakınız: cıngıl]. Gelinlerin başörtülerine takılan pul dizisi. Boncuk, nazarlık. Cam bilezik. Kalemin ucunu korumak için yapılan metal başlık. Püskül, kuyruk. Kayalık: çıngıl gurmak. Ankara kenti, Şereflikoçhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge
Çıngı : Kıvılcım. Parça, zerre.
Çıngıllı yürüyüş : Titiz yürüyüş.
Hakkında : İlgili olarak, üzerine.
Bakırdan : Mısır unundan yapılan yemek, kaçamak.
Isparta : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Şımarık : Şımarmış, şımartılmış (kimse). Şımarmış bir biçimde.
Saçaklı : Saçağı olan.
Parçalı : Birden çok parçadan oluşmuş. Mobilyacılıkta, parçalara ayrılarak yeniden başka biçimlerde oluşturulabilen, modüler.
Yalvaç : Peygamber. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
Çaylak : Yırtıcılardan, uzun kanatlı, çengel gagalı, küçük kuşları ve fare gibi zararlı hayvanları avlayan, tavuk büyüklüğünde bir kuş (Milvus migrans). Toy.
Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.
Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).
Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.
Oynak : Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli. Değişken, kararsız. Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem). Hareket, canlılık veren. Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız).
Süslü : Süsü olan, süslenmiş, bezenmiş. Süslenmeye, süse çok düşkün olan.
Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.
Tatlı : Şeker tadında olan. Acı olmayan, acı karşıtı. İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren. Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla. Sevimli, hoş. Şekerle veya şekerli şeylerle yapılmış olan yiyecek.
Hakkı : Doğrulukla, hakla ve adaletle ilgili.
Diğer dillerde Çınar ağacıgiller anlamı nedir?
İngilizce'de Çınar ağacıgiller ne demek ? : plane family

Bu kısımda Çıngıllı nedir? Çıngıllı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çıngıllı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çıngıllı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.