Çakıldak nedir, Çakıldak ne demek

  • Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça.
  • Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik.
  • Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı

Yerel Türkçe anlamı:

Renksiz.

Olmadan küflenmiş üzüm salkımı.

Kabuğu ile kurutulmuş fasulye.

Bol, çok (tahıl ve meyve hakkında).

Arabaların yan kayışlarının takıldığı ağaçlar.

Kırlarda yetişen köklü, çiçekli ve yağlı bir çeşit ot.

Koyunların kuyruklarının altına yapışıp kuruyan pislik.

Börülce.

Susamın meyvesini koruyan zar.

Sakız kabağı.

Seviyesi düşük.

Geveze, dedikoducu

Patlıcan kurusu.

Olmamış meyve.

1.bk. çağala.

Olgunlaşmamış meyve.

İlâç yapmakta kullanılan, zar içinde tohumları olan baklagillerden bir bitki, colu-tea arborescens.

Ağaç sürgü, kilit.

Olmadan küflenmiş üzüm salkımı

Pis, dağınık (kimse).

Rüzgârda ses çıkararak kuşları kovalamağa yarayan bir alet.

Yarı olgunlaşmış meyve

Tarım alanında kullanılan kelime anlamı:

[Bakınız: bakla]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Koyunlarda özellikle kış aylarında hayvanların arka bölgelerinde gübrelerin top top yapağılarına yapışması. Bu durum hayvanı rahatsız eder ve yapağı kalitesini bozar.

 

Diğer sözlük anlamları:

Üğütülen buğdayın taşlar arasında bittiğini haber veren ve değirmen taşına çarparak çak çak sesi çıkaran âlet

Koyunun kuyruğu altında kalan pislik

Bostanlarda kuş ürkütmek için yaptıkları ses çıkaran fırıldak

İngilizce'de Çakıldak ne demek? Çakıldak ingilizcesi nedir?:

dags

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sinop şehri, Gerze ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Çakıldak anlamı, kısaca tanımı:

Çakıl : Çakıl taşı.

Çark : Herhangi bir askerî birliğin, biçimini ve düzenini bozmadan kanatlarından biri çevresinde dönerek yön değiştirmesi. Bir eksenin döndürdüğü tekerlek biçimindeki makine parçası.

İşlem : Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat.

Ters : Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Bir şeyin aksi, karşıtı. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Hayvan pisliği. Gerekli olan duruma karşıt, zıt.

Dönme : Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi. Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi. Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse. Dönmek işi.

 

Değirmen : İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.

Makine : Araba, otomobil. Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması. Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü.

İşleyiş : İşleme işi.

Çakıldak gibi : Çok sık anlamında kullanılır.

Çakıldaklı : Terbiyesiz. Geçimsiz. Pis, kirli, dağınık. Bir halı türü. (*Yalvaç -Isparta)

Çakıldaklı un : Taşlı un.

Diğer dillerde Çakıldak anlamı nedir?

Almanca'da Çakıldak : n. Ratsche

Rusça'da Çakıldak : n. защелка (F), трещотка (F)