Çalım nedir, Çalım ne demek

"Çalım" ile ilgili cümle

  • "Sözlerini tartarak konuşuyorlarsa çalımlarından değil bu." - N. Uygur
  • "Kurşun çalımı. Göz çalımı."

Yerel Türkçe anlamı:

Semt, yakın yer.

İlgi: Çalımını bulamadım.

Evlek, dönümün bir parçası.

Vakit, zaman.

Tırpanın bir vuruşta biçtiği ot: Bir çalım otu benden esirgedin.

Ekin biçerken her tırpancının tırpanla açtığı yer.

Güreş terimi olarak anlamı:

Güreşçinin takındığı gösterişli eylem.

Edebi terim anlamı:

Bir cümledeki kelimeleri, maksada göre sıralama tarzı.

Sosyoloji'deki anlamı:

Bir toplumda ya da toplumsal kümede anlamı ortaklaşa olarak bilinen el, kol, yüz... imleri.

Diğer sözlük anlamları:

Vuruş

Çalım isminin anlamı, Çalım ne demek:

Kız ismi olarak; Gösterişli tavır, kurulma. Kılıcın keskin tarafı. İlgi. Vuruş. Erkek ismi olarak; Gösterişli tavır, kurulma. Kılıcın keskin tarafı. İlgi. Vuruş.

 

Bilimsel terim anlamı:

Bir oyuncunun topu ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak devinimlerle aldatıp geçmesi. (Toplu ya da topsuz olarak yapılır.)

Yazı yazmada kalem çalma tarzı.

Konuşurken ya da devinirken el, kol, baş ile yapılmış olan anlamlı davranış.

İngilizce'de Çalım ne demek? Çalım ingilizcesi nedir?:

dribble, gesture

Fransızca'da Çalım ne demek?:

attitude, ductus, tournure

Çalım anlamı, tanımı:

Çalım atmak : Çalımlamak.

Çalım satmak : Kurulup büyüklük taslamak.

Çalım yemek : Futbolda çalım ile geçilmek.

Çalımına gelmek : Uygun zaman veya durumu ele geçirmek.

Çalımından geçilmemek : Çok kurumlu olmak, çok çalımlı olmak.

Alım çalım : Gösteriş, çekici hareket.

Kaşık çalımı : Ortalığın kararmaya başladığı zaman, akşam yemeği zamanı.

Çalımcı : Çalım yapan kimse.

Çalımlama : Çalımlamak işi.

Çalımlamak : Kandırmak. Bir oyuncu topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmek. Bir fırsattan yararlanarak bir başkasının hakkı olan bir şeyi ele geçirmek.

Çalımlanma : Çalımlanmak işi.

Çalımlanmak : Kendisine çalım yapılmak. Çalımlı davranmak.

Çalımlı : Gösterişli, kurumlu, afralı tafralı. Başı yüksek, yapısı dar gemi.

 

Çalımlı çalımlı : Çalım satarak.

Çalımlık : Yoğurt veya maya çalmaya yetecek kadar olan.

Çalımlılık : Çalımlı olma durumu.

Çalımsız : Çalımı olmayan, gösterişsiz.

Çalımsızlık : Çalımsız olma durumu.

Alımlı çalımlı : Gösterişli, güzel.

Etkilemek : Karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek. Etkiye uğratmak, tesir etmek.

Abartı : Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Kurum : Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.

Caka : Gösteriş, çalım, kabadayılık, fiyaka.

Tafra : Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme, yüksekten atma.

Keskin : Tiz (ses). Hassas. Dikkatli. Zampara. Çok kesici, iyi kesen. Etkili, sert. Kırıcı, incitici. Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Kıvrak.

Yanı : "Sözün kısası, doğrusu" anlamlarında bir söz. "Demek oluyor ki" anlamlarında bir söz.

Menzil : Bir günlük yol. Ordunun cephe gerisi işlerinin bütünü. Yolculukta dinlenmek amacıyla durulan yer, konak. İki konak arasındaki uzaklık. Bir merminin ulaşabildiği uzaklık, erim. At değiştirmek veya konaklamak için kervanların ve posta tatarlarının indikleri bina veya han. Ok atma yarışlarında erişilen mesafe.

Erim : Bir şeyin erebileceği uzaklık, menzil. Muştu.

Biraz : (bi'raz) Kısa bir süre için. Bir parça, azıcık. (bi'raz) Az miktarda.

Benzeme : Benzemek işi.

Andırma : Andırmak durumu.

Çalım atmak : çalımlamak.

Çalım satmak : kurulup büyüklük taslamak. İlgili cümle: "“İzmir ve dolaylarında çalım satıp dolaşmaya başlayacaklar.”" Y. K. Karaosmanoğlu.

Çalım sıyırttırmak : Çalım satmak.

Çalım yemek : futbolda çalım ile geçilmek.

Çalım yeri : Kılıç ağzı.

Çalımbı : Kırmızı, killi toprak.

Çalımı : Gözleri sarı toz dolu bal peteği. Kırmızı, killi toprak.

Çalımına gelmek : Biçimine gelmek.

Çalımına gelmek : uygun zaman veya durumu ele geçirmek. İlgili cümle: "“Sanki demek istediğim bir çalımına gelseydi seni de yüzdürürdü.”" M. Ş. Esendal. “Yıldız, çalımına getirdikçe ateş ediyordu.” -A. Gündüz.

Çalımlanış : Çalımlanma işi.

Diğer dillerde Çalım anlamı nedir?

İngilizce'de Çalım ne demek? : [Çalım] n. bush, shrub, briar, tod, brier

n. swagger, air, pass, side, feint, trick, ostentation, strut, strutting, swank, airs

Fransızca'da Çalım : fierté [la], frime [la], esbroufe [la], ostentation [la]; feinte [la]; (alet a

Almanca'da Çalım : n. Dünkel, Wichtigtuerei, Großtuerei, Dicktuerei, Scheide

Rusça'da Çalım : n. гонор (M), гордость (F), горделивость (F), гордыня (F), финт (M)