Çalkalamak nedir, Çalkalamak ne demek
- Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak.
- İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak.
- Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek.
- Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak

- Sağlığının bozulmasına yol açmak.
- Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek.
- Kuluçka yumurtalarını çevirmek.
"Çalkalamak" ile ilgili cümle
- "Tabakları çalkalamak. Bardakları çalkalamak. Ağzını çalkalamak."
- "Aşağıdan yavrum, aşağıdan diye göbek çalkalıyordu." - O. C. Kaygılı
- "Kahvelerde zar çalkalayan avuçlar görüyorum." - Y. Z. Ortaç
- "Fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına!" - A. İlhan
Yerel Türkçe anlamı:
Kalburdan geçirmek.
Çalkalamak kısaca anlamı, tanımı:
Çalkalama : Çalkalamak işi.
Karıştırmak : Üstünkörü okumak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Karışma işini yaptırmak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Kurcalamak, oynamak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak.
Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Öznenin dışında kalan her konu, obje.
Sallamak : Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak. Vurmak, atmak. Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek. Beklenmedik bir başarı kazanmak. Zor durumda bırakmak. Uydurmak, kafadan atmak. Sarsmak.
Geçirmek : Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Hastalık bulaştırmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Etmek, yapmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Giymek, giyinmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Birine kötü söz söylemek. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Vurmak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Zaman harcamak.
Temizlemek : Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Öldürmek, yok etmek. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek. Arıtmak. Bitirmek, tüketmek.
Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.
Kalbur : Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek.
Elemek : Bir yarışmacıyı yarışma dışı bırakmak, elimine etmek. Sınav veya yarışma yoluyla en iyileri seçmek. Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek. İpliği elemgeden geçirip yumak yapmak. Gözden geçirmek, ayıklamak, iyisini kötüsünden ayırmak.
Kuluçka : Bilim ve teknolojide araştırma, geliştirme ve uygulama için hazırlık dönemi. Civciv çıkarmak amacıyla yumurtaya yatmış veya yatmak üzere olan dişi kuş veya kümes hayvanı, gurk.
Çevirmek : Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Çeviri yapmak. Bir şeyin yönünü değiştirmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Durdurmak. Yönetmek, idare etmek. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Geri göndermek. Çevrilemek, tevil etmek. İşlemek, yapmak.
Yol : Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Gidiş çabukluğu, hız. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Kumaşta bulunan çizgi. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Kez, defa. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Hile, tuzak. Gaye, uğur, maksat. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem.
Açmak : Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Yarmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Alışverişi başlatmak. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Savaşla almak, fethetmek. Ferahlık vermek. Birbirinden uzaklaştırmak. Bir konu ile ilgili konuşmak. Beğenmek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Görünür duruma getirmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Geçit sağlamak. Alanını genişletmek. Yapmak, düzenlemek. Ayırmak, tahsis etmek.
Diğer dillerde Çalkalamak anlamı nedir?
İngilizce'de Çalkalamak ne demek? : v. agitate, whip up, shake, shake up, slosh, swash, rinse out, rinse, churn, rouse, swill, swill out
Fransızca'da Çalkalamak : rincer, agiter, ballotter, battre
Almanca'da Çalkalamak : v. quirlen
Rusça'da Çalkalamak : v. взбалтывать, болтать, взбивать, сбивать, полоскать, веять, качать, всколыхнуть, взболтать, поболтать, взбить, сбить

Bu kısımda Çalkalamak nedir? Çalkalamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çalkalamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çalkalamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.