Çaresiz nedir, Çaresiz ne demek

Çaresiz; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Çaresi bulunmayan, onulmaz.
  • İster istemez.
  • Çıkar yol bulamayan bir biçimde
  • Çare bulamayan, zavallı (kimse), biçare.

"Çaresiz" ile ilgili cümleler

  • "Çaresiz derdimi oğlana anlatıp dükkâna döndüm." - A. Ümit
  • "Viranelerde yemek için ot toplayan çaresiz kadınlarla konuştu." - Ö. Seyfettin
  • "İkinci seçeneğin düşüncesi bile sinirlerini altüst etmeye yettiğinden, çaresiz birinci yolu seçti." - E. Şafak
  • "Birdenbire kendini o kadar çaresiz hissetti ki oradan uzaklaşıp bir sütunun dibine çökerek ağlamaya başladı." - İ. O. Anar

Yerel Türkçe anlamı:

(Far. çâre+siz) çâresiz

Çaresiz kısaca anlamı, tanımı:

Çaresiz kalmak : Çözüm yolu, çıkar yolu bulamamak.

Çare : Tedavi yolu, deva. Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol, çözüm yolu.

Çaresizlik : Çaresiz olma durumu.

Bulunma : Bulunmak işi.

Bulama : Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez. Bulamak işi.

Zavallı : Gücü bir şeye yetmeyen, âciz. Acınacak kadar kötü durumda bulunan.

Biçare : Çaresiz.

Biçim : Tarz. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl.

 

İster : Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum. Cümledeki görevleri aynı olan kelimelerin ayrı ayrı her birinin başına getirilerek herhangi birinin onanmasında sakınca olmadığını anlatan bir söz.

İsteme : İstemek işi.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Yol : Hile, tuzak. Kumaşta bulunan çizgi. Gaye, uğur, maksat. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Gidiş çabukluğu, hız. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk.

Bir : Beraber. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Sadece. Tek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Bu sayı kadar olan. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).

 

İster istemez : Zorunlu olarak, elinde olmadan. Yarı gönüllü olarak, biraz mecbur olarak.

Çaresiz kalmak : çözüm yolu, çıkar yolu bulamamak. İlgili cümle: "“Köyde kim çaresiz kalırsa, kimin işi bozulursa İstanbul yolunu tutar.”" Ö. Seyfettin.

Çaresizce : Çaresiz bir biçimde, çaresizcesine.

Çaresizcesine : Çaresizce.

Çaresizlikle : Çaresiz bir biçimde. İlgili cümle: "“Uzun İhsan Efendi olan biteni çaresizlikle seyrediyordu.”" İ. O. Anar.

Çaresiz ile ilgili Cümleler

  • Ali çaresizce gülümsedi.
  • Çaresiz görünmek istemiyorsun.
  • O bir iş bulmak için başarısız olduğunda, Mustafa çaresiz hissetmeye başladı.
  • Çaresizlik aradığın çarenin belki tam önünde olması ama onu bulacak vaktin olmamasıdır çaresizlik.
  • O kendini çaresiz hissediyordu.
  • Çaresizlik cevapsız kurak bir ıssızlık değildir.
  • Çaresiziz.
  • Çaresiz değilim.
  • Çok çaresiz hissettim.
  • Tom'un yüzünde bir çaresizlik görüntüsü vardı.
  • Çaresiz anlar, sert tedbirleri gerekir.
  • Çaresizseniz, çare sizsiniz!
  • Ali çaresiz hissetti.
  • Kadınları ömür boyu mutsuzluğa, çaresizliğe ve yıkımlara sürükleyen üç şey aşırı naz, kuru inat ve yersiz gururudur.

Diğer dillerde Çaresiz anlamı nedir?

İngilizce'de Çaresiz ne demek? : adj. irremediable, inevitable, incurable, irredeemable, past retrieve, beyond retrieve, remediless, without means, desperate, despairing, helpless, irreparable, shiftless

n. past cure

Fransızca'da Çaresiz : irrémédiable, sans remède

Almanca'da Çaresiz : adj. unvermeidlich, aufgeschmissen, ausweglos, hilflos, ratlos, unbemittelt, unheilbar, wehrlos

adv. nolens volens, wohl oder übel, unvermeidlich

Rusça'da Çaresiz : adj. безвыходный, безысходный, безнадежный, беспомощный, бессильный

adv. волей-неволей