Çarpılmak nedir, Çarpılmak ne demek
- Çarpma işine konu olmak.
- Çarpık duruma gelmek.
- Bir yankesici tarafından eşyaları el çabukluğuyla çalınmak, soyulmak.
- Bir şeye ederinden fazla para ödemek.
- Aldatılmak.
- Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek

"Çarpılmak" ile ilgili cümle
- "Edepsiz herif en şiddetli ceza hangisi ise ona çarpılacaktır." - E. İ. Benice
- "Bir bakış, bir gülüşle çarpılmak işten değil." - C. S. Tarancı
- "Yüzü acıyla çarpılmış, bana doğru dönmeye çalışıyor." - A. Ümit
Çarpılmak anlamı, tanımı:
Çarpılma : Çarpılmak işi.
Çarpı : Kaba sıva, çarpma sıva. Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.
Çarpma : Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık. Çarpmak işi. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp.
Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.
Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmiş olan. Yetişme. Gelmek işi.
Yankesici : Bir kimsenin cebinden, çantasından ustalıkla, hissettirmeden bir şeyler çalan kimse, cep faresi, tırtıkçı.
Taraf : Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer.
Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.
Çalınmak : İnme inmek. Çalma işine konu olmak.
Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.
Olmak : Yol açmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Gerçekleşmek veya yapılmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Sürdürmek, yürütmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Sarhoş olmak. Bulunmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Uymak, tam gelmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Geçmek, tamamlanmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek.
Çarpık : Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı. Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan. Aksi, ters, huysuz bir biçimde. Kötü.
Gelmek : Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Belli bir süre dolmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Katılmak, eklenmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Görünmek, sanılmak. Çıkmak, yönelmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Uymak. Ortaya çıkmak, doğmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. İsabet etmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. İzlemek, takip etmek. Uygun düşmek. Herhangi bir sırada bulunmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Getirmek. Dayanmak, tahammül etmek. Mal olmak. Kadar olmak. Ulaşmak, varmak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Türemek. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Belli bir zamana ulaşmak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Biriyle birlikte gitmek. Düşmek, rast gelmek.
Aldatılmak : Aldatma işine konu olmak.
Kapılmak : Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak. Kapma işine konu olmak. Bir şeyin veya kimsenin güçlü etkisinde kalmak. Birine güvenip boş bulunarak aldanmak. Sürüklenmek.
Etkilenmek : Etkiye uğramak, müteessir olmak.
Çarpılmak ile ilgili Cümleler
- Çarpılmaktan zar zor kurtuldum.
- Kedi araba tarafından çarpılmaktan kaçtı.
- Bir kamyon tarafından çarpılmaktan güçlükle kaçtım.
- Ali çarpılmaktan güç bela kaçtı.
Diğer dillerde Çarpılmak anlamı nedir?
İngilizce'de Çarpılmak ne demek? : v. warp
Fransızca'da Çarpılmak : se courber, se tordrer, avoir une attaque d'apoplexie, se gauchir, se voiler, travailler
Almanca'da Çarpılmak : v. krümmen: sich krümmen, biegen: sich biegen, böse sein, ärgern: sich ärgern, zürnen
Rusça'da Çarpılmak : n. перекашивание (N)
v. коробиться, искривляться, перекашиваться, покоробиться, искривиться

Bu kısımda Çarpılmak nedir? Çarpılmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çarpılmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çarpılmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.