Çatırdamak nedir, Çatırdamak ne demek
"Çatırdamak" ile ilgili cümle örnekleri
- "Kolumu öyle bir çekiş çekti ki omuz başım çatırdadı." - S. M. Alus
Yerel Türkçe anlamı:
Sert ve dik sözler söylemek.
Çatırdamak anlamı, tanımı:
Çatırdama : Çatırdamak işi.
Çatı : Barınılan, sığınılan yer. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü.
Çıkarmak : Resim yapmak. Yapmak, üretmek. Sonunu getirmek. Sağlamak, elde etmek. Hatırlamak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Sunmak. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Fotoğraf çektirmek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Yayımlamak. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Söylemek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Yollamak, göndermek. Gidermek. Bulmak, ortaya koymak. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Boşaltmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Göstermek.
Çökme : Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması. Çökmek işi. Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması.
Tutmak : İş görebilmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. İşgal etmek. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Bir kimsenin yerini almak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Avlamak. Hizmetine almak veya kiralamak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Alacağa veya vereceğe saymak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Varsaymak, farz etmek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Kaplamak. Ele geçirmek, yakalamak. Bağlamak. Kullanmak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Sarmak, bürümek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Başlamak. Yaklaştırmak. Ulaşmak, varmak. Uğramak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Hedef olarak almak. Benimsemek, beğenmek. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Beklenen sonucu vermek. Bir yerde kalmasını sağlamak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bırakmamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Sürmek, zaman almak. Elde bulundurmak, ele almak. Kapatmak, sarmak. İzlemek. Sunmak. Bir şey düşünmek.
Tehlikeli : Tehlikesi olan, korkulu, muhataralı.
Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
Düşmek : Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Vakti gelmeden ölü doğmak. İşbaşından uzaklaşmak. Bulunmak. Vurmak, değmek, rastlamak. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Belirli zamana rastlamak. Alışmak, müptela olmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Eksilmek. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Düşkünleşmek. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. Fırsat çıkmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Yakışmak, uygun gelmek. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yağmak. Bayağılaşmak. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Kötü yola girmek. Yakışık almak.
Diye : Diyerek. Niteleyerek. Herhangi bir yargıya vararak.
Ses : Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Duygu ve düşünce. Aralarında uyum bulunan titreşimler. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim.
Diğer dillerde Çatırdamak anlamı nedir?
İngilizce'de Çatırdamak ne demek? : v. make a crackling noise, crackle, creak, clack, clash, crack, crepitate, scrunch, snap
Fransızca'da Çatırdamak : craquer
Almanca'da Çatırdamak : v. knacken, knacksen, knistern, platzen, rascheln, tuckern
Rusça'da Çatırdamak : v. трещать, хрустеть, хрустнуть


Bu kısımda Çatırdamak nedir? Çatırdamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çatırdamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çatırdamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.