Ökse nedir, Ökse ne demek

Ökse; kökeni rumca dilinden gelmektedir.

"Ökse" ile ilgili cümleler

  • "Tepelere çıkıp kuşlara ökse kuralım." - A. Gündüz

Yerel Türkçe anlamı:

Asmalara dadanan bir hastalığa karşı kullanılan ilaç.

Çam sakızını balla karıştırarak kuşları yakalamak için yapılmış olan tuzak.

Avcı kulübesi.

Ucu yanmış odun parçası.

Tomurcuklanmış asmalara dadanan bir böcek.

Saban demirinin geçtiği eğri ağaç parçası.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Bir ilmek türü. (-Bilecik)

Ökse anlamı, kısaca tanımı:

Ökseye basmak : Dikkatsizlik ederek zarara uğramak veya yanılmak.

Ökse çubuğu : Üzerine ökse sürülmüş değnek.

Ökse kuşu : Saka kuşu.

Ökse otu : Ökse otugillerden, elma, armut, ıhlamur, kiraz, erik vb. ağaçların dalları üzerinde asalak olarak yaşayan, üzüme benzer yemiş veren, saplarından ökse çıkarılan bitki, burç (II) (Viscum album).

Ökse otugiller : Taçsız iki çeneklilerden, ökse otu gibi ağaç dalları üzerinde asalak olarak yaşayan bitkileri içine alan bir familya.

Ökseleme : Ökselemek işi.

Ökselemek : Ökse ile yakalamak.

 

Ökseme : Öksemek durumu.

Öksemek : Özlemek, göreceği gelmek, istemek.

Çobanpüskülü : Çobanpüskülügillerden, bir süs bitkisi (llex aquifolium).

Kabuk : Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü.

Yapışkan : Gitmek bilmeyen. Yapışma özelliği olan. Yapıştırıcı.

Macun : Hamur kıvamına getirilmiş madde. Boyacılıkta çatlak ve aralıkları kapamak, camcılıkta camları tutturmak için kullanılan hamur kıvamında karışım. Baharlı, tarçınlı, yumuşak ve yapışkan şekerleme.

Tutmak : Başlamak. Kullanmak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Biriktirmek, tasarruf etmek. Ele geçirmek, yakalamak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Ulaşmak, varmak. Uğramak. Varsaymak, farz etmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Bir kimsenin yerini almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Bir şey düşünmek. Kaplamak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Beklenen sonucu vermek. Elde bulundurmak, ele almak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Bırakmamak. Sunmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Yaklaştırmak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. İzlemek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. İşgal etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Benimsemek, beğenmek. Hedef olarak almak. Bağlamak. Kapatmak, sarmak. Avlamak. Alacağa veya vereceğe saymak.

 

Değnek : Değnekle atılan dayak. Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç, sopa, çomak.

Erkek : Sperma oluşturan organizma. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Sözüne güvenilir, mert. Sert, kolay bükülmez. Koca. Yetişkin adam, bay, er kişi.

Ökse ardıcı : Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (Turdidae) familyasından, 27 cm kadar uzunlukta, kuyruğu uzun, sırtı gri kahverengi, karnı beyazımsı ve hafif sarımsı olup iri siyah lekeleri bulunan, Türkiye'nin büyük bir bölümünde her mevsim görülen, genellikle böcek, solucan ve küçük salyangozlarla beslenen bir tür. (Turdus viscivorus,) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının karatavukgiller (Turdidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 27 cm. Sırtı kül-kahverengi, karnı krem rengidir. Kuyruğu uzundur. Avrupa ve Asyada yüksek ormanlarda yaşar.

Ökseardıcı : (zooloji)

Ökseğe : Ucu yanmış odun parçası.

Ökseği : Ucu yanmış odun parçası.

Öksek : Ucu yanmış odun parçası. Yüksek.

Ökseki : Ucu yanmış odun parçası.

Ökselek : Elma, armut ağaçlarında görülen ve hastalık yapan bir ot, ökseotu.

Ökseli soru : Bir soruya alınan yanıtın geçerliğini dolaylı yoldan sınayan tuzaklı soru.

Ökselmek : Örselemek, hırpalamak.

Ökseotu : Ökseotugillerden, elma, armut, kiraz, erik, kavak, meşe gibi ağaçlar üzerinde yarıasalak yaşayan çiçekli bitkilere örnek tür. (botanik)

Ökse ile ilgili Cümleler

  • Onu ökse otunun altında öptüm.
  • Onu öpmek için bir mazeret olarak ökse otu kullandım.

Diğer dillerde Ökse anlamı nedir?

İngilizce'de Ökse ne demek? : n. birdlime, lime

Fransızca'da Ökse : glu [la]

Almanca'da Ökse : n. Kaltleim

Rusça'da Ökse : n. птичий клей (M)